Blefaroplasti, hastalarımın çoğunun “göz kapağı estetiği” diye bildiği ameliyatın tıptaki adı. Ama tek bir ameliyat değil; üst kapakta yapılanla alt kapakta yapılan birbirinden hem teknik hem de amaç olarak ayrılıyor ve bir kısmı estetik değil işlevsel bir gerekçeyle yapılıyor. Bu yazıda blefaroplastinin ne demek olduğunu, kimin uygun aday olduğunu, ameliyatın nasıl planlandığını ve iyileşmenin nasıl ilerlediğini anlatıyorum.
Blefaroplasti, göz kapağının biçiminin cerrahi olarak yeniden düzenlenmesi anlamına gelir. Kelime, göz kapağı anlamına gelen “blepharon” ile biçimlendirme anlamına gelen ekten türer. Pratikte yapılan iş, kapaktaki fazla deriyi, gerektiğinde kas şeridinin bir bölümünü ve öne doğru çıkmış yağ yastıkçıklarını yeniden düzenlemektir.
Buradaki kritik ayrımı baştan söylemek istiyorum: blefaroplasti kapağın yüksekliğini değiştiren bir ameliyat değildir. Kapak gerçekten aşağıda duruyorsa, yani ptozis varsa, deri almak gözü büyütmez; kapağı kaldıran mekanizmanın ayrıca onarılması gerekir. Muayenede en çok zaman ayırdığım konu bu ayrım, çünkü yanlış planlanan bir ameliyattan sonra hasta “deri alındı ama göz aynı” diyerek geri geliyor.
Blefaroplasti ile ptozis ameliyatı arasındaki bu farkı aşağıdaki kısa videoda anlatıyorum.
Üst kapakta sorun genellikle deri fazlalığıdır. Yıllar içinde esnekliğini kaybeden deri kapak kıvrımının üzerine, bazen kirpiklerin önüne kadar iner; göz küçülür, üst görüş alanı daralır, makyaj tutunmaz. Üst blefaroplastide kesi kapağın doğal kıvrımına yerleştirilir, fazla deri ölçülerek çıkarılır ve gerekiyorsa iç köşedeki yağ yastıkçığına dokunulur. İz, iyileştikçe kıvrımın içinde saklanır. Ayrıntılarını üst göz kapağı estetiği sayfasında anlattım.
Alt kapakta ise tablo çoğunlukla deri değil, hacim sorunudur. Göz çukurunu dolduran yağ yastıkçıkları, önlerindeki bağ dokusu zayıfladıkça öne doğru çıkar ve torba görüntüsü oluşur; hemen altındaki çöküklük gölgeyle birleşince yorgun bir ifade ortaya çıkar. Alt blefaroplastide yağ ya alınır ya da altındaki çöküklüğe doğru yeniden yerleştirilir. Yalnızca yağ sorunu varsa kesi kapağın iç yüzünden yapılabilir ve dışarıda hiç iz kalmaz; deri fazlalığı da varsa kirpik altından ince bir kesi tercih edilir. Alt göz kapağı estetiği bu yüzden üst kapaktan daha ayrıntılı bir planlama ister.
Uygun adayı belirleyen şey yaş değil, muayene bulgularıdır. Üst kapakta deri fazlalığı görüşü kısıtlıyorsa ya da kapağın doğal kıvrımını kapatmışsa, alt kapakta yağ yastıkçıkları belirgin biçimde öne çıkmışsa cerrahi anlamlıdır.
Değerlendirmede kapak dışındaki birkaç şeye de bakarım. Gözyaşı üretimi ve göz yüzeyinin durumu önemlidir; kuru gözü belirgin olan bir hastada kapaktan fazla deri alınması şikâyetleri artırabilir. Alt kapağın gerginliği ölçülür, çünkü gevşek bir alt kapak ameliyattan sonra aşağı doğru çekilmeye eğilimlidir. Kaş yüksekliği değerlendirilir; sorunun bir kısmı kaş seviyesindeyse yalnızca kapaktan deri almak beklenen sonucu vermez. Tiroid hastalığı, kanama eğilimi, kontrolsüz tansiyon ve sigara kullanımı iyileşmeyi etkileyen başlıklardır ve ameliyat öncesinde konuşulur.
Üst kapak blefaroplastisinin önemli bir bölümü aslında işlevsel bir ameliyattır. Deri kirpiklerin üzerine indiğinde üst görüş alanı ölçülebilir biçimde daralır; kişi kaşını sürekli kaldırdığı için gün sonunda alın ağrısı tarif eder, araç kullanırken üst taraftaki hareketleri geç fark eder. Bu durum görme alanı testiyle belgelenir.
Alt kapakta ise gerekçe daha sık görünümle ilgilidir, ancak orada da işlevsel durumlar vardır: kapağın dışa dönmesi, kirpiklerin göze batması ya da kapağın göz yüzeyini yeterince koruyamaması gibi. Ayrımı yapmak yalnızca kâğıt üzerinde bir sınıflandırma değil; beklentiyi de belirliyor. İşlevsel sorun düzeldiğinde hasta rahatlamayı hemen fark eder, görünümdeki değişim ise haftalar içinde oturur.
Göz kapağı, gözü koruyan ve gözyaşı filmini her kırpışta yüzeye yayan bir organdır. Kapaktan çıkarılan her milimetre deri, kapağın kapanma yeteneğini ve göz yüzeyinin korunmasını doğrudan ilgilendirir. Oküloplastik cerrahi de tam bu kesişimde çalışır: kapağın biçimini, işlevini, gözyaşı yollarını ve göz yüzeyini birlikte ele alır.
Pratikte bunun karşılığı, planlamada birkaç ek soruyu sormaktır. Kapak ameliyattan sonra tam kapanabilecek mi? Gözyaşı filmi bu değişikliği taşır mı? Kapak kenarının gerginliği yeterli mi? Bu sorular ameliyatın ne kadar deri alacağını doğrudan belirler. Ölçünün kaçırıldığı, kapağın tam kapanamadığı ya da alt kapağın aşağı çekildiği durumların düzeltilmesi ayrı bir başlıktır ve göz kapağı revizyon ve düzeltme cerrahisi sayfasında ele alınmıştır.
Planlama muayeneyle başlar. Kapak kenarının yüksekliği, deri fazlalığının miktarı, yağ yastıkçıklarının konumu, kaş seviyesi, alt kapak gerginliği ve gözyaşı durumu ölçülür. İşaretleme hasta otururken, gözler açıkken yapılır; yatar pozisyonda dokular yer değiştirdiği için ölçü şaşabilir.
Ameliyat çoğunlukla lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde yapılır; tek başına üst kapak için genellikle bir saat civarında bir süre yeterlidir, alt kapak eklendiğinde uzar. Dikişler ince ve genellikle ciltteyse birkaç gün sonra alınır. Aynı seansta kaş konumu, ptozis onarımı ya da alt kapak gerginleştirme işlemlerinin eklenmesi gerekebilir; bu kararlar muayenede verilir.
İlk gün soğuk uygulama ve başı yüksekte tutmak ödemi belirgin azaltır. Morarma ve şişlik ikinci ile üçüncü gün arasında tepe yapar, sonra gerilemeye başlar. Cilt dikişleri genellikle beşinci ve yedinci günler arasında alınır; bu dönemde göz kuruluğu, kaşınma, sabahları kapakların yapışkan hissi ve ışığa hassasiyet olağandır.
İkinci haftanın sonunda çoğu hasta kamusal görünüme dönebilecek durumdadır, ancak kapak hâlâ bir miktar şiştir ve kıvrım net oturmamıştır. Ağır egzersiz, eğilerek çalışmak ve göz ovalamak ilk iki üç hafta ertelenir. İz ilk haftalarda pembe ve belirgindir; üçüncü aya doğru solar ve kıvrımın içinde kaybolmaya başlar. Sonucu değerlendirmek için genellikle üçüncü ayı beklerim; alt kapakta bu süre daha uzun olabilir.
Ameliyatı düşünüyorsanız, işlemden önce bir göz muayenesinden geçmek en pratik adım: kapağın gerçekten düşük olup olmadığı, gözyaşı durumu ve alt kapak gerginliği ancak muayeneyle anlaşılır. Ameliyat sonrası dönemde ise şu bulgularda vakit kaybetmeden hekiminize ulaşın:
Bunların dışında kalan şişlik, morluk ve asimetri iyileşmenin olağan parçasıdır ve zamanla düzelir. Erken haftalarda görülen küçük farkların çoğu, ödem çözüldükçe kendiliğinden dengelenir.
Blefaroplasti, göz kapağındaki fazla deri, gerektiğinde kas şeridi ve öne çıkmış yağ yastıkçıklarının cerrahi olarak yeniden düzenlenmesidir. Üst ve alt kapakta ayrı tekniklerle yapılır. Kapağın yüksekliğini değiştirmez; düşük kapak varsa ayrıca ptozis onarımı gerekir.
Tek başına üst kapak ameliyatı genellikle bir saat civarında sürer, alt kapak eklendiğinde uzar. Çoğunlukla lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde yapılır. Ek işlemler planlandığında süre ve anestezi biçimi değişebilir.
Şişlik ve morarma ikinci üçüncü günde tepe yapar, sonra geriler. Dikişler beşinci ile yedinci gün arasında alınır ve çoğu hasta ikinci haftanın sonunda kamusal görünüme döner. Ağır egzersiz için iki üç hafta beklenir.
Üst kapakta kesi doğal kapak kıvrımına yerleştirilir ve iyileştikçe kıvrımın içinde saklanır. Alt kapakta yalnızca yağ düzenlemesi gerekiyorsa kapağın iç yüzünden girilir ve dışarıda iz kalmaz. İzin olgunlaşması genellikle üç ayı bulur.
Çıkarılan deri ve düzenlenen yağ geri gelmez, ancak dokular yaşlanmaya devam eder. Sonucun ne kadar süre korunacağı cilt yapısına, güneş maruziyetine ve genetik eğilime göre kişiden kişiye değişir.
Değil. Blefaroplastide fazla deri ve yağ düzenlenir, kapağın yüksekliğine dokunulmaz. Ptoziste kapağı kaldıran mekanizma onarılır. İkisi bir arada gerekiyorsa aynı seansta planlanabilir.