Protez göz kullananlarda zamanla tahriş, aşırı çapaklanma, enfeksiyon, protez uyumsuzluğu, yuvada daralma ve üst kapakta çöküklük görülebilir. Bu sorunlar günlük konforu ve protezin oturuşunu etkiler. Düzenli bakım ve yılda bir yapılan kontrollerle büyük ölçüde önlenebilir.
Evisserasyon ve enükleasyon, görmesi olmayan bir gözde uygulanan iki farklı ameliyattır. Evisserasyonda gözün içi boşaltılır ve dış kabuk korunur; enükleasyonda göz küresi bütün olarak çıkarılır. Her iki ameliyatta da yuvaya implant yerleştirilir ve iyileşme sonrası protez göz takılır.
Protez göz, doğuştan göz küresi gelişmemiş ya da hastalık, tümör veya travma nedeniyle gözünü kaybetmiş kişilerde göz yuvasına yerleştirilen, kişiye özel üretilen yapay gözdür. Halk arasında göz protezi olarak da bilinir. Görevi, kaybedilen gözün yerini görsel olarak doldurmak ve göz yuvası ile kapakların yapısını korumaktır. Hastalarıma ilk anlattığım şey şudur: protez göz bir organ değil, bir kabuktur. Gözün kendisinin yerini tutmaz, ama yüz simetrisini ve kapak hareketlerini büyük ölçüde geri kazandırır.
Bugün kullanılan protezler küre biçiminde değildir. İnce, iç bükey akrilik plakalardır; göz yuvasındaki dokunun üzerine oturur ve göz kapaklarının arkasına yerleşir. Renk, damar deseni ve iris çapı diğer göz örnek alınarak elle boyanır. Bu nedenle iyi hazırlanmış bir protez, karşıdan bakan birinin çoğu zaman fark edemeyeceği kadar doğal görünür.
Hayır. En sık aldığım sorulardan biri budur ve cevabı nettir: protez göz görme sağlamaz. Görme, ışığın retinaya düşmesi ve görme siniri üzerinden beyne iletilmesiyle oluşur. Protez göz bu yolun hiçbir parçasını taşımaz; içinde retina, mercek ya da görme siniri yoktur.
Protezin sağladığı yarar estetik ve yapısaldır. Göz yuvasının hacmini korur, kapakların içe çökmesini önler, gözyaşının kapak kenarında düzgün dağılmasına yardımcı olur ve kişinin günlük hayatta rahat etmesini sağlar. Tek gözle görmeye alışmak ise ayrı bir süreçtir. Derinlik algısı ilk aylarda azalır; beyin zamanla gölge, boyut ve hareket gibi başka ipuçlarını kullanarak bunu büyük ölçüde telafi eder. Bu dönemde araç kullanırken, merdiven inip çıkarken ve bardağa su doldururken daha dikkatli olunmasını söylüyorum.
Protez takılabilmesi için göz yuvasının protezi taşıyabilecek yapıda olması gerekir. Kapaklarda ileri derecede kısalık, yuvada daralma veya belirgin doku kaybı varsa önce bunların düzeltilmesi gerekir. Bu sorunları ve çözümlerini protez yuvası sorunları sayfasında ayrıntılı anlattım.
Bu üç terim sık karıştırılır. Evisserasyon ve enükleasyon ameliyat adlarıdır; protez göz ise ameliyattan sonra takılan parçanın adıdır.
Hangi ameliyatın yapılacağı gözün durumuna göre değişir. Karşılaştırmalı ayrıntı için evisserasyon ve enükleasyon sayfasına bakabilirsiniz.
Ameliyattan hemen sonra yuvaya şeffaf ya da hafif renkli geçici bir parça (konformer) yerleştirilir. Görevi kapakların birbirine yapışmasını ve yuvanın daralmasını önlemektir. Ödem çözülüp doku oturduktan sonra, genellikle 4-8 hafta içinde kalıcı protez için ölçü alınır.
Kalıcı protez, göz yuvasından alınan kalıba göre üretilir; renk ve damar deseni diğer göz karşıya alınarak elle boyanır. İlk takıştan sonra birkaç kez ince ayar yapılması olağandır, bu bir aksaklık değildir. Aynı dönemde hastaya protezi takıp çıkarmayı, temizlemeyi ve hangi belirtide başvurması gerektiğini birlikte çalışıyoruz.
Protez bakımı öğrenmesi kolay, sürdürmesi önemli bir alışkanlıktır. Hastalarıma şu düzeni öneriyorum:
Protezin ne sıklıkla çıkarılacağı konusunda görüşler değişir. Sık takıp çıkarmak yuvayı tahriş edebildiği için, şikayet yoksa haftada bir çıkarıp temizlemek çoğu hasta için yeterli oluyor. Gece uyurken protezin çıkarılması zorunlu değildir.
Çapaklanma protez kullananların en sık şikayetidir ve tek başına her zaman ciddi bir sorunun işareti değildir. Sık görülen nedenleri şunlardır:
Çapak sarıdan yeşile dönüyorsa, yuvada ağrı, belirgin kızarıklık, şişlik veya kanama varsa bu durumun değerlendirilmesi gerekir. Ayrıntılı bilgi protez yuvası sorunları sayfasındadır.
Akrilik protezler yıllar içinde aşınır, yüzeyi çizilir ve boyası solar. Erişkinlerde protezin ortalama 4-6 yılda bir yenilenmesi, aradaki dönemde de yüzeyinin cilalanması genellikle uygundur. Yuvanın hacmi zamanla değiştiği için protezin kalınlığında düzeltme gerekebilir.
Yılda bir kez yuva ve protez kontrolü öneriyorum. Kontrolde protezin oturuşuna, kapak konumuna, yuva derinliğine ve mukozanın sağlığına bakıyoruz. Erken fark edilen küçük bir uyumsuzluğu düzeltmek, ilerlemiş bir yuva sorununu tedavi etmekten çok daha kolaydır.
Çocukta durum erişkinden farklıdır. Göz küresi, göz yuvasının kemik gelişimini uyaran doğal bir dolgu görevi görür. Göz erken yaşta kaybedilir ya da hiç gelişmezse yuva ve yüzün o yarısı gelişimde geri kalabilir.
Bu nedenle bebeklerde ve küçük çocuklarda mümkün olan en erken dönemde konformer takılır; ardından giderek büyütülen protezlerle yuva kademeli olarak genişletilir. Değişim aralığı büyüme hızına göre birkaç ayla bir yıl arasında değişir. Ailenin protezi takıp çıkarmayı öğrenmesi ve kontrol takvimine uyması bu dönemde belirleyicidir.
Protez göz uygulaması, doğru cerrahi zemin ve düzenli takiple uzun yıllar sorunsuz sürdürülebilen bir tedavidir. Yuvanızda değişen bir şey fark ederseniz beklemeden değerlendirilmesinde yarar var.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı