Konjonktiva, gözün beyaz kısmını ve kapak iç yüzeyini örten saydam zardır. Bu zarda gelişen kitlelerin çoğu iyi huyludur, ancak melanom ve skuamöz hücreli karsinom gibi kötü huylu türler de görülür. Ayrım muayene ve gerektiğinde patolojik inceleme ile yapılır; tedavi tümörün cerrahi olarak çıkarılmasına dayanır.
Blefarit, göz kapağı kenarının kronik iltihabıdır. Kirpik diplerinde kepeklenme, kapak kenarında kızarıklık, kaşıntı, sabahları yapışma ve gözde kuruluk yapar. Tedavinin temeli düzenli göz kapağı hijyenidir; gerektiğinde antibiyotikli ve iltihap baskılayıcı tedaviler eklenir.
Semblefaron, göz kapağının iç yüzeyi ile göz yüzeyi arasında yapışıklık oluşmasıdır. Travma, kimyasal yanık, şiddetli enfeksiyonlar ve bazı otoimmün hastalıklardan sonra gelişir. Göz hareketlerini kısıtlar, kuruluk ve kapak şekil bozukluğu yapar. Tedavisi yapışıklığın ayrılması ve açığa çıkan yüzeyin uygun bir doku ile örtülmesidir.
Göze kimyasal sıçradığında sonucu belirleyen şey ilk dakikalarda yapılanlardır: gözü bol su ile en az 15-20 dakika yıkamak, nötralize etmeye çalışmamak ve ardından vakit kaybetmeden hekime başvurmak. Alkali maddeler asitlere göre dokuya daha derin işler; şiddetli olgularda amniyotik membran ve limbal kök hücre nakli gerekebilir.
Allerjik konjonktivit, göz yüzeyini kaplayan konjonktivanın polen, ev tozu akarı, hayvan tüyü gibi alerjenlere verdiği aşırı duyarlılık tepkisidir. Baskın şikâyet kaşıntıdır; kızarıklık, sulanma ve kapak şişliği eşlik eder. Tetikleyiciden korunma, soğuk kompres ve uygun göz damlaları ile şikâyetler kontrol altına alınabilir.
Kuru göz, gözyaşının miktarının azalması ya da kalitesinin bozulması sonucu göz yüzeyinin korumasız kalmasıdır. Batma, kumlanma, yanma ve paradoksal biçimde sulanma yapar. Tedavide suni gözyaşı damlaları, göz kapağı bakımı ve uygun hastalarda gözyaşı noktası tıkaçları birlikte kullanılır.
Pterjiyum, halk arasında gözde et büyümesi diye bilinen, konjonktivadan korneaya doğru ilerleyen üçgen biçimli bir dokudur. Güneş ışığına uzun süreli maruziyet başlıca nedendir. Küçük ve durağan lezyonlar takip edilir; ilerleyen ya da görmeyi etkileyen olgularda kişinin kendi göz yüzeyinden alınan otogreft ile cerrahi uygulanır.
Oküler yüzey; korneayı, gözün beyaz kısmını ve kapak iç yüzeyini örten konjonktivayı, göz kapağı kenarını ve bunların üzerini kaplayan gözyaşı filmini birlikte tanımlayan bir bütündür. Bu yapıların hepsi aynı anda çalışır: kapak her kırpışta gözyaşını yüzeye yayar, kapak kenarındaki bezler gözyaşının buharlaşmasını önleyen yağ tabakasını üretir, konjonktiva ve kornea bu ince tabakanın altında korunur.
Bu bütünlük, oküler yüzey hastalıklarını anlamanın anahtarıdır. Halkalardan biri bozulduğunda diğerleri de etkilenir; bu yüzden kuru göz şikâyetiyle gelen bir hastada asıl sorunun kapak kenarında, kaşıntı şikâyetiyle gelen birinde ise altta yatan kuruluğun olması sık karşılaşılan bir durumdur. Muayenede yüzeyin tamamını değerlendirmemin sebebi budur.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı