Pterjiyum, gözün beyaz kısmını örten konjonktivadan başlayıp saydam tabaka olan korneanın üzerine doğru ilerleyen, üçgen biçimli, damarlı bir dokudur. Halk arasında gözde et büyümesi denir. İyi huyludur, kanser değildir; ancak yerinde durmayıp ilerleme eğiliminde olduğu için takip gerektirir.
Çoğunlukla gözün buruna bakan tarafında ortaya çıkar. Bunun nedeni, yandan gelen güneş ışığının kornea kenarında kırılarak burun tarafındaki limbus bölgesinde yoğunlaşmasıdır. Pterjiyumun neden bir gözde daha belirgin olduğu sorusunun cevabı da genellikle budur.
Pterjiyum ile sık karıştırılan bir başka oluşum pinguekuladır. Pinguekula da konjonktivada, kornea kenarında görülen sarımsı bir kabarıklıktır; farkı korneanın üzerine ilerlememesidir. Pinguekula genellikle takip edilir, cerrahi gerektirmez.
Tanı biyomikroskopik muayene ile konur. Muayenede lezyonun korneaya kaç milimetre ilerlediğini, damarlanmasının ne kadar yoğun olduğunu ve göz merkezine olan uzaklığını ölçüyorum. Damarlanması yoğun, kalın ve altındaki dokuyu göstermeyen pterjiyumlar daha aktif kabul edilir ve daha hızlı ilerler. Görme keskinliği ve astigmatizma ölçümü, dokunun korneanın şeklini bozup bozmadığını gösterir. Fotoğrafla belgeleme ilerlemeyi objektif olarak izlemenin en pratik yoludur.
Her pterjiyum ameliyat edilmez. Küçük, durağan ve şikâyet vermeyen lezyonlarda güneşten korunma ve suni gözyaşı ile takip yeterlidir. Cerrahiyi şu durumlarda öneriyorum: lezyonun kornea merkezine doğru ilerlemesi, astigmatizmaya bağlı görme bozukluğu, gözlük ya da lensle düzelmeyen bulanıklık, damla tedavisine rağmen geçmeyen tahriş ve kızarıklık, kontakt lens kullanımını engellemesi ve hastanın rahatsız olduğu belirgin görünüm.
Ameliyat damla ve lokal anestezi ile yapılır, genel anestezi gerekmez ve genellikle 20-30 dakika sürer. Hasta aynı gün evine gider.
Pterjiyum dokusu kornea yüzeyinden ve altındaki sklera üzerinden dikkatlice ayrılır. Kornea yüzeyi düzeltilir; buradaki temizliğin özenli yapılması ameliyat sonrası görme kalitesini doğrudan etkiler.
Çıkarma sonrasında açıkta kalan alanın nasıl kapatıldığı, ameliyatın en belirleyici basamağıdır. Kişinin kendi gözünün üst kısmındaki sağlıklı konjonktivadan ince bir yama alıyorum ve bu yamayı açık alana yerleştiriyorum. Buna konjonktival otogreft denir. Yama alınan bölge kendiliğinden iyileşir ve iz bırakmaz. Yamanın tespiti dikişle ya da dokuya zarar vermeyen yapıştırıcı ile yapılabilir; yapıştırıcı kullanıldığında ameliyat sonrası batma hissi daha az olur.
Otogreftin önemi şuradadır: açık alanın hiç kapatılmadığı eski yöntemde pterjiyum yüksek oranda tekrarlar. Sağlıklı konjonktiva ile kapatıldığında tekrarlama riski çok düşük düzeye iner. Hastalarımın en sık duyduğu "bu ameliyat tekrarlar" bilgisi, kapatma yapılmayan eski yönteme aittir. Yamanın alınamayacağı ya da yetmeyeceği geniş lezyonlarda amniyotik membran kullanılabilir.
Tekrarlama en çok merak edilen konudur. Otogreft ile yapılan güncel cerrahide risk düşüktür ve tekrar genellikle ilk 6-12 ay içinde olur; bu yüzden ilk yıl kontroller önemlidir. Riski artıran etkenler genç yaş, çok damarlı ve aktif görünümlü lezyonlar, ameliyat sonrası güneşten korunmama ve daha önce tekrarlamış olmasıdır.
Diğer olası sorunlar greft bölgesinde geçici kabarıklık, dikişe bağlı batma hissi, geçici çift görme ve nadiren kalıcı korneal bulanıklıktır. Bunların çoğu takip sırasında fark edildiğinde ele alınabilir.
Korunmada tek etkili yol ultraviyole maruziyetini azaltmaktır. Ameliyat olsun olmasın hastalarıma yanlardan da koruyan, ultraviyole filtreli güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanmalarını, tozlu ve rüzgârlı ortamlarda gözü korumalarını, göz yüzeyini nemli tutmak için suni gözyaşı kullanmalarını söylüyorum. Eşlik eden kuru göz hastalığı varsa tedavi edilmesi hem şikâyetleri azaltır hem de yüzeyin daha az tahriş olmasını sağlar. Konjonktivada büyüyen her kitle pterjiyum değildir; şekli, rengi ya da büyüme hızı alışılmadık olan lezyonlarda konjonktiva tümörleri ayırıcı tanıda düşünülür ve çıkarılan doku patolojiye gönderilir.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge olarak deneyimli ekibimle tanı ve tedavi hizmeti vermekteyim.
Bu yaygın kanı, açıkta kalan alanın kapatılmadığı eski cerrahi yönteme aittir. Güncel yöntemde kişinin kendi gözünün üst kısmından alınan ince bir konjonktiva yaması, yani otogreft, çıkarılan bölgeye yerleştirilir ve tekrarlama riski çok düşük düzeye iner. Tekrar genellikle ilk 6-12 ay içinde olur; bu yüzden ilk yıl kontrollerini önemsiyorum.
Hayır. Küçük, durağan ve şikâyet vermeyen pterjiyumlarda güneşten korunma ve suni gözyaşı ile takip yeterlidir. Cerrahiyi lezyon kornea merkezine ilerlediğinde, astigmatizmaya bağlı görme bozukluğu geliştiğinde, damla tedavisine rağmen tahriş ve kızarıklık sürdüğünde, kontakt lens kullanımını engellediğinde ya da görünüm hastayı rahatsız ettiğinde öneriyorum.
Ameliyat damla ve lokal anestezi ile yapılır, işlem sırasında ağrı duyulmaz ve genellikle 20-30 dakika sürer. Genel anestezi gerekmez, hasta aynı gün evine gider. Ameliyattan sonraki ilk 2-3 gün batma, sulanma ve ışık hassasiyeti beklenir; bu dönemde gerekirse ağrı kesici kullanılır. Yamanın yapıştırıcı ile tespit edildiği olgularda batma hissi daha az olur.
Gözdeki belirgin kızarıklık ilk hafta boyunca sürer, 2-4 hafta içinde büyük ölçüde geriler. Göz görünümünün tamamen normale dönmesi 1-3 ayı bulabilir. Görme keskinliği kornea yüzeyi düzeldikçe kademeli olarak oturur, bu yüzden yeni gözlük numarası bu süre tamamlanmadan verilmez. Yüzme genellikle ilk ay ertelenir.
Küçük pterjiyumlar görmeyi etkilemez. Doku ilerledikçe korneayı çekip düzleştirir ve astigmatizmaya yol açar; bu aşamada görme bulanıklaşır ve gözlükle tam düzeltilemeyebilir. Kornea merkezine ulaştığında görme doğrudan kapanır. Bu yüzden ilerleme belirtileri varken beklemek yerine değerlendirme yaptırmanızı öneriyorum.
İkisi de göz akı üzerinde, kornea kenarında görülen ve güneş maruziyetiyle ilişkili oluşumlardır. Fark, korneaya ilerleyip ilerlememeleridir: pinguekula konjonktivada kalır ve korneanın üzerine geçmez, pterjiyum ise korneanın üzerine doğru büyür. Pinguekula genellikle takip edilir ve cerrahi gerektirmez; pterjiyum ilerlediğinde cerrahi gündeme gelir.
Etkili olan tek yol ultraviyole maruziyetini azaltmaktır. Yanlardan da koruyan, ultraviyole filtreli güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanın; açık havada çalışıyorsanız bu bir tercih değil zorunluluktur. Tozlu ve rüzgârlı ortamlarda gözü koruyun, göz yüzeyini suni gözyaşı ile nemli tutun. Ameliyat olduysanız da bu önlemler tekrarlama riskini azaltmak için sürdürülmelidir.
Detaylı bilgi almak için iletişim bilgilerinizi bize gönderin, en kısa sürede sizi arayalım Şimdi Bilgi Al