Konjonktiva, gözün beyaz kısmını (sklerayı) ve göz kapaklarının iç yüzeyini örten ince, saydam zardır. Bu zarda gelişen kitlelere konjonktiva tümörleri denir. Doğrudan görülebilen bir bölgede oldukları için erken fark edilme şansları yüksektir; hastalarımın büyük bölümü aynada gözünde bir kabarıklık ya da renk değişikliği gördüğü için başvurur.
Bu kitlelerin çoğu iyi huyludur. Ancak konjonktivada melanom ve skuamöz hücreli karsinom gibi kötü huylu tümörler de gelişebilir ve bunlar erken dönemde iyi huylu lezyonlara benzeyebilir. Bu yüzden temel yaklaşımım şudur: göz yüzeyindeki bir lezyonun iyi huylu olduğu, muayene ile ya da gerektiğinde patolojik inceleme ile gösterilmelidir; görünüşüne bakıp geçiştirilmemelidir.
Gözdeki her kabarıklık kaygı vermez, ama şu özellikler değerlendirme gerektirir:
Küçük, sınırları düzgün, yıllardır değişmeyen nevüs ve pinguekula gibi lezyonlarda cerrahi gerekmez. Belirli aralıklarla fotoğraflı muayene ile izlenir. Hastalarıma değişimi kendilerinin de takip edebilmesi için nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyorum.
Tedavinin temelidir. Kötü huylu olma ihtimali bulunan lezyonlarda kitle, çevresinde sağlam doku sınırı bırakılarak, dokuya dokunulmadan bütün halinde çıkarılır. Bu teknik tümör hücrelerinin çevreye yayılmasını önlemek için önemlidir. Çıkarma sonrası korneanın kenarına uzanan bölgede yüzey inceltilir ve tümör yatağına, kalabilecek hücreleri yok etmek için dondurma işlemi uygulanabilir.
Geniş çıkarmalarda açıkta kalan alan kapatılmalıdır. Bunun için hastanın kendi konjonktivasından alınan otogreft ya da amniyotik membran kullanılır. Çok geniş defektlerde ağız içi mukoza grefti gerekebilir. Yüzeyin uygun biçimde kapatılması hem iyileşmeyi hızlandırır hem de kapak ile göz yüzeyi arasında yapışıklık gelişmesini önler; bu konuyu semblefaron sayfasında anlattım.
Yüzeye uygulanan damla biçimindeki kemoterapi ve bağışıklık sistemini uyaran tedaviler, yaygın yüzeyel tutulumda ve cerrahi sınırın yeterli olmadığı olgularda kullanılır. Seçilmiş olgularda göz yüzeyine yerleştirilen plak yoluyla radyoterapi uygulanabilir. Sistemik yayılım gösteren melanom ve lenfoma olgularında tedavi tıbbi onkoloji ile birlikte yürütülür.
Çıkarılan lezyonun türü takip sıklığını belirler. İyi huylu tümörlerde tekrarlama beklenmez, yine de ilk yıl kontrol önerilir. Skuamöz hücreli karsinom ve melanomda tekrarlama olasılığı bulunduğu için takip yıllarca sürer ve yalnızca gözle sınırlı kalmaz. Erken yakalanan tekrarların tedavisi çok daha basittir; düzenli kontrolün asıl gerekçesi budur.
Korunmada en etkili adım ultraviyole maruziyetini azaltmaktır: yanlardan da koruyan ultraviyole filtreli güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka, özellikle açık havada çalışanlar için önemlidir. Sigarayı bırakmak skuamöz hücreli karsinom riskini azaltır.
Gözünüzde büyüyen bir kabarıklık, koyulaşan ya da yayılan bir ben, kendiliğinden kanayan bir doku, geçmeyen tek taraflı kızarıklık ya da kapak iç yüzeyinde ele gelen bir kitle fark ederseniz muayene olmanızı öneriyorum. Göz yüzeyini ilgilendiren diğer başlıkları oküler yüzey hastalıkları bölümünde bulabilirsiniz.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge olarak deneyimli ekibimle tanı ve tedavi hizmeti vermekteyim.
Göz akı üzerindeki kabarıklıkların çoğu iyi huyludur; pinguekula, nevüs ve kist bunların başında gelir. Ancak son aylarda büyüyen, koyulaşan, üzerinde belirgin damarlar gelişen, altındaki dokuya yapışık olan ya da kendiliğinden kanayan lezyonlar değerlendirilmelidir. Görünüşe bakarak karar vermek doğru değildir; muayene ve gerektiğinde patolojik inceleme ile ayrım yapılır.
Konjonktival nevüsler genellikle ömür boyu değişmeden kalır; ergenlikte ve gebelikte hafif koyulaşma olağandır. Buna karşılık boyutun artması, pigmentin düzensiz yayılması, yeni pigment alanlarının ortaya çıkması ve belirgin besleyici damarların gelişmesi takip gerektiren bulgulardır. Bu durumda fotoğraflı muayene ile izlenir, şüphe sürerse lezyon çıkarılıp patolojik olarak incelenir.
Kötü huylu olma ihtimali bulunan lezyonlarda kitle, çevresinde sağlam doku sınırı bırakılarak ve dokuya doğrudan dokunulmadan bütün halinde çıkarılır. Tümör yatağına kalabilecek hücreleri yok etmek için dondurma işlemi uygulanabilir. Geniş çıkarmalarda açıkta kalan alan hastanın kendi konjonktivasından alınan yama ya da amniyotik membran ile kapatılır. Çıkarılan doku mutlaka patolojiye gönderilir.
İyi huylu lezyonların çoğu kansere dönüşmez. İstisnalar vardır: konjonktival nevüsten melanom gelişimi nadirdir ama mümkündür ve birincil edinsel melanoz denen yaygın pigment değişikliği melanoma zemin hazırlayabilir. Benzer şekilde yüzey epitelinin öncü lezyonları zamanla skuamöz hücreli karsinoma ilerleyebilir. Bu yüzden değişim gösteren lezyonların takibi önemlidir.
Evet. Ultraviyole maruziyeti özellikle skuamöz hücreli karsinom için başlıca risk etkenidir; pterjiyum ve pinguekula gelişiminde de rol oynar. Açık havada çalışanlarda ve güneşli iklimlerde yaşayanlarda sıklık artar. Yanlardan da koruyan, ultraviyole filtreli güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanmak en etkili korunma yoludur. Sigarayı bırakmak da riski azaltır.
İyi huylu tümörlerde tekrarlama beklenmez, yine de ilk yıl kontrol öneriyorum. Skuamöz hücreli karsinom ve melanomda tekrarlama olasılığı vardır ve bu yüzden takip yıllarca sürer, yalnızca gözle sınırlı kalmaz. Erken yakalanan tekrarların tedavisi çok daha basit olduğu için düzenli kontrol bu hastalıklarda tedavinin bir parçası sayılır.
Göz akı üzerinde somon eti renginde, yumuşak ve ağrısız bir kabarıklık lenfoid dokudan kaynaklanan bir lezyonu düşündürür; bu iyi huylu bir lenfoid hiperplazi olabileceği gibi lenfoma da olabilir. Ayrım biyopsi ile yapılır. Lenfoma tanısı konduğunda sistemik bir hastalığın parçası olabileceği için tüm vücut değerlendirmesi gerekir.
Detaylı bilgi almak için iletişim bilgilerinizi bize gönderin, en kısa sürede sizi arayalım Şimdi Bilgi Al