Caddebostan Mah. Bağdat Cad. No 226 Birgen İş Merkezi Kat 2 Daire 10 Kadıköy - İstanbul
+90 553 910 91 39 info@aysedolarbilge.com
Bize Ulaşın WHATSAPP HATTI
Hemen Bilgi Al
Lütfen geçerli bir isim giriniz.
Lütfen geçerli bir telefon numarası giriniz.
Konjonktiva, gözün beyaz kısmını ve kapak iç yüzeyini örten saydam zardır. Bu zarda gelişen kitlelerin çoğu iyi huyludur, ancak melanom ve skuamöz hücreli karsinom gibi kötü huylu türler de görülür. Ayrım muayene ve gerektiğinde patolojik inceleme ile yapılır; tedavi tümörün cerrahi olarak çıkarılmasına dayanır.
Konjonktiva üzerinde kitle muayenesi

Konjonktiva Tümörleri Nedir?

Konjonktiva, gözün beyaz kısmını (sklerayı) ve göz kapaklarının iç yüzeyini örten ince, saydam zardır. Bu zarda gelişen kitlelere konjonktiva tümörleri denir. Doğrudan görülebilen bir bölgede oldukları için erken fark edilme şansları yüksektir; hastalarımın büyük bölümü aynada gözünde bir kabarıklık ya da renk değişikliği gördüğü için başvurur.

Bu kitlelerin çoğu iyi huyludur. Ancak konjonktivada melanom ve skuamöz hücreli karsinom gibi kötü huylu tümörler de gelişebilir ve bunlar erken dönemde iyi huylu lezyonlara benzeyebilir. Bu yüzden temel yaklaşımım şudur: göz yüzeyindeki bir lezyonun iyi huylu olduğu, muayene ile ya da gerektiğinde patolojik inceleme ile gösterilmelidir; görünüşüne bakıp geçiştirilmemelidir.

İyi Huylu Konjonktiva Tümörleri

Konjonktival nevüs: Göz akı üzerindeki ben. Genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde ortaya çıkar, kahverengi tonlardadır ve içinde küçük kistik boşluklar bulunabilir. Çoğu ömür boyu değişmeden kalır. Ergenlik ve gebelikte renginin biraz koyulaşması olağandır; ancak büyümesi, damarlanmasının artması ya da yeni bir alana yayılması takip gerektirir.

Pinguekula: Kornea kenarında, çoğunlukla burun tarafında görülen sarımsı kabarıklık. Güneş, rüzgâr ve toz maruziyetiyle ilişkilidir. Tümör değil, dejeneratif bir değişikliktir ve genellikle takip edilir.

Pterjiyum: Konjonktivadan korneaya doğru ilerleyen üçgen doku. Ayrıntılı bilgiyi pterjiyum sayfasında bulabilirsiniz.

Papillom: İnsan papilloma virüsü ile ilişkili, karnabahar görünümünde, damarlı büyümeler. Çocuklarda ve genç erişkinlerde daha sık görülür, çok odaklı olabilir.

Dermoid ve dermolipom: Doğuştan bulunan, sarımsı-beyaz kitleler. Genellikle korneanın alt-dış kenarında ya da göz akının dış kısmında yerleşir.

İnklüzyon kisti: Berrak sıvı içeren, ince duvarlı kese. Çoğunlukla travma ya da geçirilmiş cerrahi sonrası ortaya çıkar.

Piyojenik granülom: Yaralanma, arpacık ya da cerrahi sonrası hızla büyüyen, kolay kanayan kırmızı doku. Adına rağmen enfeksiyon değildir.

Kötü Huylu Konjonktiva Tümörleri

Konjonktival melanom: Pigment hücrelerinden gelişir. Var olan bir benden, birincil edinsel melanoz denen yaygın pigment değişikliğinden ya da doğrudan ortaya çıkabilir. Nadirdir ama yayılma potansiyeli taşıdığı için erken tanı önemlidir.

Skuamöz hücreli karsinom ve öncü lezyonları: Yüzey epitelinden gelişir. Ultraviyole maruziyeti, sigara ve bağışıklık sistemi baskılanması başlıca risk etkenleridir. Kornea kenarında jelatinimsi, damarlı ya da beyazımsı kalınlaşma biçiminde görülür ve sıklıkla kronik kızarıklıkla karışır.

Lenfoma: Göz akı üzerinde somon eti renginde, yumuşak, düz bir kabarıklık olarak görülür. Ağrısızdır. Sistemik bir lenfomanın parçası olabileceği için tanı konduğunda tüm vücut değerlendirmesi gerekir.

Sebase hücreli karsinom yayılımı: Göz kapağı bezlerinden köken alan bu tümör konjonktiva yüzeyine yayılabilir ve inatçı, tek taraflı kapak iltihabını taklit eder. Bu yüzden tedaviye yanıt vermeyen tek taraflı blefaritte dikkatli olunmalıdır; konuyu göz kapağı tümörleri sayfasında ele aldım.

Hangi Bulgular Şüphe Uyandırır?

Gözdeki her kabarıklık kaygı vermez, ama şu özellikler değerlendirme gerektirir:

Kitlenin son aylarda büyümesi ya da kalınlaşması.

Rengin koyulaşması, düzensiz pigment dağılımı ya da yeni pigment alanlarının ortaya çıkması.

Kitlenin üzerinde ve çevresinde belirgin besleyici damarların gelişmesi.

Kitlenin altındaki dokuya yapışık olması, elle hareket ettirilememesi.

Kornea kenarında jelatinimsi ya da beyazımsı bir kalınlaşma.

Kendiliğinden kanama, yüzeyde yara açılması.

Tek gözde, tedaviye yanıt vermeyen inatçı kızarıklık ya da kapak iltihabı.

Kapak iç yüzeyinde ya da göz kapağının arkasında ele gelen kitle.

Tanı: Muayene ve Biyopsi

Biyomikroskopik muayene: Kitlenin boyutu, sınırları, rengi, damarlanması ve altındaki dokuya yapışıklığı değerlendirilir. Kapak çevrilerek arka yüzey de mutlaka incelenir.

Fotoğrafla belgeleme: Değişimi objektif olarak izlemenin en güvenilir yoludur. Nevüs takibinde temel yöntemdir.

Ön segment görüntülemesi: Yüksek çözünürlüklü görüntüleme ile lezyonun derinliği ve altındaki dokulara uzanımı değerlendirilebilir.

Ultrason: Kalın lezyonlarda ve göz içine uzanım şüphesinde kullanılır.

Biyopsi ve patolojik inceleme: Kesin tanıyı koyan yöntemdir. Küçük lezyonlarda kitle tümüyle çıkarılarak, geniş lezyonlarda önce bir parça alınarak yapılır. Çıkarılan her doku patolojiye gönderilir.

Sistemik değerlendirme: Melanom ve lenfoma tanısında yayılım araştırması için ilgili branşlarla birlikte çalışılır.

Tedavi Seçenekleri

Takip

Küçük, sınırları düzgün, yıllardır değişmeyen nevüs ve pinguekula gibi lezyonlarda cerrahi gerekmez. Belirli aralıklarla fotoğraflı muayene ile izlenir. Hastalarıma değişimi kendilerinin de takip edebilmesi için nelere dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyorum.

Cerrahi çıkarma

Tedavinin temelidir. Kötü huylu olma ihtimali bulunan lezyonlarda kitle, çevresinde sağlam doku sınırı bırakılarak, dokuya dokunulmadan bütün halinde çıkarılır. Bu teknik tümör hücrelerinin çevreye yayılmasını önlemek için önemlidir. Çıkarma sonrası korneanın kenarına uzanan bölgede yüzey inceltilir ve tümör yatağına, kalabilecek hücreleri yok etmek için dondurma işlemi uygulanabilir.

Oluşan defektin kapatılması

Geniş çıkarmalarda açıkta kalan alan kapatılmalıdır. Bunun için hastanın kendi konjonktivasından alınan otogreft ya da amniyotik membran kullanılır. Çok geniş defektlerde ağız içi mukoza grefti gerekebilir. Yüzeyin uygun biçimde kapatılması hem iyileşmeyi hızlandırır hem de kapak ile göz yüzeyi arasında yapışıklık gelişmesini önler; bu konuyu semblefaron sayfasında anlattım.

Ek tedaviler

Yüzeye uygulanan damla biçimindeki kemoterapi ve bağışıklık sistemini uyaran tedaviler, yaygın yüzeyel tutulumda ve cerrahi sınırın yeterli olmadığı olgularda kullanılır. Seçilmiş olgularda göz yüzeyine yerleştirilen plak yoluyla radyoterapi uygulanabilir. Sistemik yayılım gösteren melanom ve lenfoma olgularında tedavi tıbbi onkoloji ile birlikte yürütülür.

Takip, Korunma ve Ne Zaman Hekime Başvurmalı

Çıkarılan lezyonun türü takip sıklığını belirler. İyi huylu tümörlerde tekrarlama beklenmez, yine de ilk yıl kontrol önerilir. Skuamöz hücreli karsinom ve melanomda tekrarlama olasılığı bulunduğu için takip yıllarca sürer ve yalnızca gözle sınırlı kalmaz. Erken yakalanan tekrarların tedavisi çok daha basittir; düzenli kontrolün asıl gerekçesi budur.

Korunmada en etkili adım ultraviyole maruziyetini azaltmaktır: yanlardan da koruyan ultraviyole filtreli güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka, özellikle açık havada çalışanlar için önemlidir. Sigarayı bırakmak skuamöz hücreli karsinom riskini azaltır.

Gözünüzde büyüyen bir kabarıklık, koyulaşan ya da yayılan bir ben, kendiliğinden kanayan bir doku, geçmeyen tek taraflı kızarıklık ya da kapak iç yüzeyinde ele gelen bir kitle fark ederseniz muayene olmanızı öneriyorum. Göz yüzeyini ilgilendiren diğer başlıkları oküler yüzey hastalıkları bölümünde bulabilirsiniz.

Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı

Hızlı Danışmanlık Al

Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge olarak deneyimli ekibimle tanı ve tedavi hizmeti vermekteyim.

Sıkça Sorulan Sorular

Gözün beyaz kısmındaki kabarıklık tehlikeli mi?

Göz akı üzerindeki kabarıklıkların çoğu iyi huyludur; pinguekula, nevüs ve kist bunların başında gelir. Ancak son aylarda büyüyen, koyulaşan, üzerinde belirgin damarlar gelişen, altındaki dokuya yapışık olan ya da kendiliğinden kanayan lezyonlar değerlendirilmelidir. Görünüşe bakarak karar vermek doğru değildir; muayene ve gerektiğinde patolojik inceleme ile ayrım yapılır.

Gözdeki ben büyürse ne yapmalı?

Konjonktival nevüsler genellikle ömür boyu değişmeden kalır; ergenlikte ve gebelikte hafif koyulaşma olağandır. Buna karşılık boyutun artması, pigmentin düzensiz yayılması, yeni pigment alanlarının ortaya çıkması ve belirgin besleyici damarların gelişmesi takip gerektiren bulgulardır. Bu durumda fotoğraflı muayene ile izlenir, şüphe sürerse lezyon çıkarılıp patolojik olarak incelenir.

Konjonktiva tümörü ameliyatı nasıl yapılır?

Kötü huylu olma ihtimali bulunan lezyonlarda kitle, çevresinde sağlam doku sınırı bırakılarak ve dokuya doğrudan dokunulmadan bütün halinde çıkarılır. Tümör yatağına kalabilecek hücreleri yok etmek için dondurma işlemi uygulanabilir. Geniş çıkarmalarda açıkta kalan alan hastanın kendi konjonktivasından alınan yama ya da amniyotik membran ile kapatılır. Çıkarılan doku mutlaka patolojiye gönderilir.

Konjonktiva tümörleri kansere dönüşür mü?

İyi huylu lezyonların çoğu kansere dönüşmez. İstisnalar vardır: konjonktival nevüsten melanom gelişimi nadirdir ama mümkündür ve birincil edinsel melanoz denen yaygın pigment değişikliği melanoma zemin hazırlayabilir. Benzer şekilde yüzey epitelinin öncü lezyonları zamanla skuamöz hücreli karsinoma ilerleyebilir. Bu yüzden değişim gösteren lezyonların takibi önemlidir.

Güneş konjonktiva tümörü riskini artırır mı?

Evet. Ultraviyole maruziyeti özellikle skuamöz hücreli karsinom için başlıca risk etkenidir; pterjiyum ve pinguekula gelişiminde de rol oynar. Açık havada çalışanlarda ve güneşli iklimlerde yaşayanlarda sıklık artar. Yanlardan da koruyan, ultraviyole filtreli güneş gözlüğü ve geniş kenarlı şapka kullanmak en etkili korunma yoludur. Sigarayı bırakmak da riski azaltır.

Ameliyattan sonra tümör tekrarlar mı?

İyi huylu tümörlerde tekrarlama beklenmez, yine de ilk yıl kontrol öneriyorum. Skuamöz hücreli karsinom ve melanomda tekrarlama olasılığı vardır ve bu yüzden takip yıllarca sürer, yalnızca gözle sınırlı kalmaz. Erken yakalanan tekrarların tedavisi çok daha basit olduğu için düzenli kontrol bu hastalıklarda tedavinin bir parçası sayılır.

Konjonktivada somon rengi kabarıklık ne anlama gelir?

Göz akı üzerinde somon eti renginde, yumuşak ve ağrısız bir kabarıklık lenfoid dokudan kaynaklanan bir lezyonu düşündürür; bu iyi huylu bir lenfoid hiperplazi olabileceği gibi lenfoma da olabilir. Ayrım biyopsi ile yapılır. Lenfoma tanısı konduğunda sistemik bir hastalığın parçası olabileceği için tüm vücut değerlendirmesi gerekir.

Detaylı bilgi almak için iletişim bilgilerinizi bize gönderin, en kısa sürede sizi arayalım Şimdi Bilgi Al

Open WhatsApp
Scroll
BİZİ ARAYIN
WHATSAPP HATTI