Gözyaşı kanal ameliyatı bazı hastalarda beklenen sonucu vermez ve sulanma sürer. En sık neden, açılan yeni yolun yara dokusuyla daralmasıdır. Revizyonda belirleyici adım, tıkanıklığın hangi seviyede olduğunu ve burun içindeki durumu ameliyat öncesinde net olarak ortaya koymaktır.
Gözyaşı kanalı tıkanıklığı, gözyaşının buruna akmasını engelleyerek sürekli sulanma, çapaklanma ve tekrarlayan enfeksiyonlara yol açar. Erişkinlerde en sık kanalın buruna açıldığı bölgede görülür ve tam tıkanıklıkta kalıcı tedavi cerrahidir. Ameliyatta gözyaşı kesesi ile burun arasında yeni bir yol oluşturulur.
Bebeklerde göz sulanmasının en sık nedeni, gözyaşı kanalının buruna açıldığı yerdeki ince zarın doğumdan sonra açılmamasıdır. Bu doğumsal tıkanıklıkların büyük çoğunluğu ilk on iki ay içinde kendiliğinden düzelir. Bu dönemde kese masajı, göz hijyeni ve düzenli takip uygulanır; kese iltihabı gibi tablolar ise beklemeden değerlendirilir.
Gözyaşı sistemi iki bölümden oluşur. Üretim bölümü, üst göz kapağının dış-üst kısmında yer alan gözyaşı bezi ile kapak kenarındaki ve konjonktivadaki küçük yardımcı bezlerdir. Drenaj bölümü ise gözyaşını göz yüzeyinden alıp buruna taşıyan kanal sistemidir.
Gözyaşı üç katmanlıdır: dışta kapak kenarındaki meibomius bezlerinden gelen yağ tabakası, ortada su tabakası, içte de göz yüzeyine tutunmayı sağlayan müsin tabakası. Her kırpma hareketinde bu film yenilenir ve gözyaşı, iç göz kenarındaki alt ve üst punktumlardan içeri alınır. Oradan kanalikülüsler, gözyaşı kesesi ve nazolakrimal kanal üzerinden burun boşluğuna akar. Ağladığımızda burnumuzun akmasının nedeni budur.
Bu zincirin herhangi bir halkasındaki bozukluk gözyaşı sistemi hastalığı olarak adlandırılır. Üretim tarafındaki sorunlar kuruluğa, drenaj tarafındaki sorunlar ise sulanmaya yol açar.
Sulanma (epifora) muayenehanede en sık duyduğum yakınmalardan biri. Hastaların çoğu bunun tek nedeninin kanal tıkanıklığı olduğunu düşünür, oysa iki farklı mekanizma vardır.
Şaşırtıcı gelebilir ama kuru göz de sulanma yapar. Göz yüzeyi kuruyunca refleks olarak seyreltik ve niteliksiz gözyaşı salgılanır; hasta hem yanma hem sulanma tarif eder. Bu ayrımı yapmadan verilen tedavi sonuç vermez. Ayrıntı için kuru göz hastalığı ve kirpik batmaları sayfalarına bakabilirsiniz.
Tıkanıklığı düşündüren bulgular şunlardır:
Dakriyosistit, gözyaşı kesesinin iltihaplanmasıdır ve hemen her zaman altta bir kanal tıkanıklığı vardır. Tıkanıklık nedeniyle kesede biriken gözyaşı bakteri üremesi için uygun bir ortam oluşturur.
Akut dakriyosistit ani başlar. Burun kökünün yanında ağrılı, kızarık, sıcak bir şişlik olur; ateş ve halsizlik eşlik edebilir. Öncelikle iltihabın kontrol altına alınması gerekir. Kronik dakriyosistit ise sinsi seyreder: sürekli sulanma, sabahları çapaklanma ve kese üzerine bastırınca gelen akıntı ile kendini gösterir.
Dakriyosistitte iltihabın yatıştırılması geçici bir çözümdür; tıkanıklık açılmadığı sürece tablo tekrarlar. Kalıcı tedavi cerrahidir. Bu nedenle akut atak geçtikten sonra erişkinlerde gözyaşı kanalı tıkanıklığı tedavisi planlanır.
Aşağıdaki kısa videoda gözyaşı kesesinin yenidoğanda şiştiği tabloyu, dakriyosistoseli anlatıyorum.
Tedavi tanıya göre belirlenir; sulanmanın her türüne aynı yaklaşım uygulanmaz.
Daha önce ameliyat olup şikayeti süren hastalarda seçenekler tükenmiş değildir. Bu konuyu başarısız gözyaşı kanal ameliyatlarının tedavisi sayfasında ayrıntılı anlattım.
Gözyaşı sistemi hastalıkları erken tanı ve doğru tedavi ile büyük ölçüde kontrol altına alınabilir. Sulanmanın kaynağını doğru belirlemek tedavinin en belirleyici adımıdır.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı