Bebeklerde göz sulanmasının en sık nedeni, gözyaşı kanalının doğumda açılmamış olmasıdır. Bu sayfada ilk on iki ayı anlatıyorum: tıkanıklık neden olur, hangi bulgular görülür, kese masajı nasıl uygulanır ve hangi tablolar beklemeden değerlendirilmelidir. Bir yaşından sonra gündeme gelen sondalama, tüp ve ameliyat ayrı bir konudur; onları çocuklarda sondalama ve cerrahi tedavi sayfasında topladım.
Gözyaşı, göz yüzeyini yıkadıktan sonra iç göz kenarındaki punktumlardan alınır; kanalikülüsler yoluyla gözyaşı kesesine, oradan da nazolakrimal kanalla burun boşluğuna akar. Üretim normal olsa bile gider tıkalıysa gözyaşı taşar.
Kanalın buruna açıldığı yerde, anne karnındaki gelişim sırasında ince bir zar bulunur; buna Hasner valfi denir. Bebeklerin çoğunda bu zar doğumdan kısa süre sonra açılır. Açılmadığında gözyaşı akacak yer bulamaz ve kapak kenarından taşar: bebeğin gözü ağlamadığı halde sulu durur, sabahları çapak birikir. Yenidoğanların yaklaşık beşte birinde görülür, tek ya da iki taraflı olabilir.
Kanalın hem üst hem alt ucu kapalıysa kesede sıvı birikir ve burun kökünün yanında mavimsi, gergin bir şişlik oluşur. Buna dakriyosistosel denir. İlk günlerde fark edilir, ağrısızdır ama enfeksiyona dönme eğilimi taşır; burun içinde kist eşlik ederse solunumu da zorlaştırabilir. Beklenecek bir tablo değildir, erken değerlendirilmesi gerekir.
Sürekli sulanan bir bebekte akla ilk gelen tanı doğumsal kanal tıkanıklığıdır ve çoğu zaman doğrudur. Yine de sulanan her bebeğin göz muayenesinden geçmesini öneriyorum; aynı tabloyu yapan ve gözden kaçmaması gereken durumlar var.
Sulanmaya ışıktan belirgin rahatsızlık, korneada bulanıklaşma, gözün büyük görünmesi ya da kapakların sıkıca kapatılması eşlik ediyorsa tablo farklıdır. Bu bulgular doğumsal glokomda görülür ve acele değerlendirme gerektirir; ayrım için kornea çapını ölçüyor, göz içi basıncını değerlendiriyorum. Ayrıntı için çocuklarda glokom sayfasına bakabilirsiniz.
Kirpiklerin göz yüzeyine sürtünmesi de bebekte sulanma yapar. Alt kapağın içe dönmesi ya da kapak kenarında yapısal bir farklılık varsa tedavi başka yönde ilerler; ayrıntı için çocuklarda göz kapağının yapısal bozuklukları sayfasına bakabilirsiniz. Göz yüzeyindeki yabancı cisim ya da kornea çiziği de aynı görüntüyü verir.
Ailelerin en sık yaşadığı karışıklık, sulanmanın konjonktivit sanılıp tekrar tekrar antibiyotikli damla kullanılmasıdır. Damla çapağı bir süreliğine azaltır, bitince tablo aynen geri döner. Bu döngünün kendisi ayırt edici bir ipucudur.
Bebeklik döneminin asıl tedavisi budur. Amaç keseye bası uygulayarak içerideki basıncı artırmak ve alttaki zarın açılmasına yardımcı olmaktır. Tekniği muayenede ailelere bizzat gösteriyorum; baskının yeri ve yönü sonucu doğrudan belirliyor.
Her seansta yaklaşık on kez, aşağı doğru kısa ve ritmik bası uygulanır. Bunu günde iki üç kez, mama öncesi ya da bez değişimi gibi rutin bir ana bağlayarak yapmak sürekliliği kolaylaştırır. Hekiminizin tarif ettiği sıklık önceliklidir.
Kaynatılıp soğutulmuş su ya da serum fizyolojikle ıslatılmış temiz pamukla, içten dışa doğru tek yönde silinir; her göz için ayrı pamuk kullanılır. Kolonya, anne sütü ya da bitkisel karışımlar göze uygulanmamalıdır, steril değildir ve enfeksiyon riskini artırır.
Antibiyotikli damla yalnızca belirgin enfeksiyon varlığında, hekim önerisiyle ve belirlenen süre boyunca kullanılır. Tıkanıklığı açmaz; biriken gözyaşında gelişen enfeksiyonu kontrol altına alır. Kendi kararıyla sürekli kullanım göz yüzeyine zarar verebilir.
Muayenede en çok sorulan soru budur ve cevabı ailelerin çoğunu rahatlatır. Doğumsal tıkanıklıkların büyük çoğunluğu ilk on iki ay içinde kendiliğinden açılır; açılmaların önemli bir bölümü ilk altı ayda olur ve sulanma giderek azalarak kaybolur. Şikayet hafifse ve enfeksiyon yoksa masaj ile göz temizliğine devam edip beklemek doğru yaklaşımdır.
İlk yaş dolduktan sonra kendiliğinden açılma olasılığı belirgin biçimde azalır, masajla beklemenin getirisi sınırlanır ve girişim gündeme gelir. Bir yaş sonrasındaki sondalama, silikon tüp, balon uygulaması ve kanal ameliyatı ayrı bir başlıktır; hepsini çocuklarda sondalama ve cerrahi tedavi sayfasında anlattım.
Biriken gözyaşı zaman zaman keseyi iltihaplandırır. Burun kökünün yanında ani gelişen kızarık, sıcak, ağrılı bir şişlik, belirgin huzursuzluk ve ateş bu tabloyu düşündürür; şişlik göz kapağını kapatacak kadar büyüyebilir. Akut dakriyosistit beklenecek bir durum değildir, aynı gün değerlendirilmelidir.
Aşağıdaki kısa videoda yenidoğanda iç köşede görülen şişliği, yani dakriyosistoseli anlatıyorum.
Genel işleyiş için gözyaşı sistemi hastalıkları, çocukluk çağının diğer başlıkları için çocuk göz hastalıkları bölümüne bakabilirsiniz. Erişkinlerdeki tablo farklı ilerler; erişkinlerde gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve başarısız gözyaşı kanal ameliyatlarının tedavisi sayfalarına bakabilirsiniz.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge olarak deneyimli ekibimle tanı ve tedavi hizmeti vermekteyim.
En sık neden, gözyaşı kanalının buruna açıldığı yerdeki zarın (Hasner valfi) doğumdan sonra açılmamasıdır. Gözyaşı akacak yer bulamadığı için kapak kenarından taşar; bebek ağlamadığı halde gözü sulu durur ve sabahları çapak birikir. Yenidoğanların yaklaşık beşte birinde görülür. Sulanma yapan başka nedenler de olduğu için sulanan her bebeğin göz muayenesinden geçmesini öneriyorum.
Ellerinizi yıkadıktan sonra temiz parmak ucunuzu burun kökünün yanına, alt kapağın iç köşesinin hemen altına yerleştirin ve yukarıdan aşağıya, buruna doğru hafif ama kararlı bir bası uygulayın. Her seansta yaklaşık on kez tekrarlayın, günde iki üç kez yapın. Dairesel ovalama beklenen etkiyi yapmaz. Tekniği muayenede ailelere bizzat gösteriyorum, çünkü baskının yeri ve yönü sonucu belirliyor.
Bebeklerde büyük çoğunlukla evet. Doğumsal tıkanıklıkların çoğu ilk on iki ay içinde kendiliğinden açılır, önemli bir bölümü ilk altı ayda düzelir. Şikayet hafifse ve enfeksiyon yoksa bu dönemde masaj ve göz temizliğiyle beklemek uygundur. Bir yaşından sonra kendiliğinden açılma olasılığı azalır ve girişim gündeme gelir.
Hayır, önermiyorum. Anne sütü steril bir sıvı değildir ve göz yüzeyine damlatıldığında enfeksiyon riski taşır. Aynı şekilde kolonya, bitkisel karışımlar ve hazır göz solüsyonları da kullanılmamalıdır. Bebeğin gözünü temizlemek için kaynatılıp soğutulmuş su ya da serum fizyolojikle ıslatılmış temiz pamuk yeterlidir; her göz için ayrı pamuk kullanın ve içten dışa doğru silin.
Hayır. Antibiyotikli damla yalnızca belirgin enfeksiyon varlığında ve hekim önerisiyle, belirlenen süre boyunca kullanılır. Tıkanıklığı açmaz; çapağı bir süreliğine azaltır, damla bitince tablo geri döner. Kendi kararıyla sürekli kullanım göz yüzeyine zarar verebilir. Damla bittikçe şikayetin geri dönmesi zaten kanal tıkanıklığını düşündüren bir ipucudur.
İç köşedeki şişlik kızarık, sıcak ve ağrılıysa, özellikle ateş eşlik ediyorsa gözyaşı kesesinin akut iltihabı söz konusu olabilir ve aynı gün değerlendirilmesi gerekir. Doğumda fark edilen mavimsi, ağrısız şişlik ise kese içinde sıvı birikmesine (dakriyosistosel) bağlı olabilir; bu da erken değerlendirme gerektirir, beklenecek bir tablo değildir.
Burun kökünün yanında ağrılı, kızarık ve sıcak bir şişlik, ateş ve belirgin huzursuzluk akut kese iltihabını düşündürür ve beklemeden değerlendirilmelidir. Doğumdan hemen sonra fark edilen mavimsi şişlik de erken görülmelidir. Ayrıca gözde ışıktan rahatsızlık, kornea saydamlığında bulanıklaşma veya gözün büyük görünmesi doğumsal glokom açısından acil değerlendirme gerektirir.
Detaylı bilgi almak için iletişim bilgilerinizi bize gönderin, en kısa sürede sizi arayalım Şimdi Bilgi Al