Göz kapağı tümörleri, kapakta iyi ya da kötü huylu gelişen doku büyümeleridir. Kapakta büyüyen kitlelerin çoğu iyi huyludur; ancak iyileşmeyen yara, kirpik kaybı ve kapak kenarının bozulması şüphe uyandırır. Türlerini, kist ile ayrımını, teşhis ve tedavi yöntemlerini bu sayfada anlattım.
Göz kapağı düşüklüğü (ptozis), üst kapağın normalden aşağıda durması ve gözün tam açılamamasıdır. Doğuştan olabileceği gibi yaşlanma, travma veya nörolojik hastalıklara bağlı da gelişir. Nedenleri, yalancı düşüklükten ayrımı, ameliyat seçenekleri ve iyileşme sürecini bu sayfada anlattım.
Ektropion, alt göz kapağının dışarıya dönmesi ve gözle temasını kaybetmesidir. Gözyaşı kanala pompalanamadığı için sürekli sulanma, aynı anda da göz yüzeyi açıkta kaldığı için kuruluk olur. Nedenlerini, tanı yöntemlerini, cerrahi tedavisini ve iyileşme sürecini bu sayfada anlattım.
Entropion, göz kapağının içe doğru dönmesi ve kirpiklerin göz yüzeyine sürtünmesidir. En sık nedeni yaşa bağlı doku gevşemesidir; yara dokusu, kronik iltihap ve kas spazmı da yol açabilir. Belirtileri, tanısı, cerrahi tedavisi ve ektropiondan farkını bu sayfada anlattım.
Göz kapağı retraksiyonu, üst ya da alt kapağın normalden fazla açılmasıdır. Gözün renkli kısmının üstünde beyaz bir şerit görünür, bakış irkilmiş bir ifade alır. En sık nedeni tiroid göz hastalığıdır. Nedenleri, tanı yöntemleri, cerrahi tedavi ve ptozisten farkını bu sayfada anlattım.
Kirpik batması, kirpiklerin normal yönünün dışında büyüyerek göz yüzeyine temas etmesidir. Blefarit, kapağın içe dönmesi, travma ve yaşlanma en sık nedenlerdir. Gözünüze kaçan serbest bir kirpikle yönü bozulmuş kirpiğin farkını, evde yapılabilecekleri ve kalıcı tedavi seçeneklerini bu sayfada bulacaksınız.
Göz kapakları ince görünseler de aslında cilt, kas, kıkırdak benzeri tarsal plaka, yağ bezleri ve iç yüzeydeki konjonktivadan oluşan katmanlı yapılardır. Her kırpışta gözyaşı filmini göz yüzeyine yayar, gözyaşını iç köşedeki kanallara doğru pompalar ve gözü dış etkenlerden korurlar. Kapak kenarının pozisyonunda, gerginliğinde veya kirpiklerin yönünde oluşan küçük bir bozukluk bile göz yüzeyinde kuruluk, batma, sulanma ve zamanla kornea hasarı yaratabilir.
Bu nedenle göz kapağı hastalıklarını yalnızca bir görünüm meselesi olarak değil, görmeyi ve göz yüzeyi sağlığını doğrudan ilgilendiren bir başlık olarak ele alıyorum. Oküloplastik cerrahi, göz kapağı, gözyaşı yolları, göz çukuru ve göz çevresi dokularının hastalıklarıyla ilgilenen göz hastalıkları alt uzmanlığıdır; İstanbul Kadıköy'deki muayenehanemde bu alanda çalışıyorum.
Göz kapağı hastalıklarını kabaca üç başlıkta topluyorum: kapağın pozisyonuyla ilgili olanlar, kapak kenarı ve kirpiklerle ilgili olanlar, kapak dokusunda büyüyen kitleler. Aşağıdaki başlıkların her biri için ayrıntılı birer sayfa hazırladım.
Aşağıdaki kısa videoda kapak pozisyonu bozukluklarından biri olan ektropionu, gözün neden sürekli sulandığını anlatıyorum.
Göz kapağı hastalıklarının yaygın belirtileri şunlardır:
Muayenede önce görme keskinliğini ve göz yüzeyini değerlendiriyorum. Ardından biyomikroskopla kapak kenarını, yağ bezlerinin ağızlarını ve kirpiklerin yönünü büyüterek inceliyorum. Kapak yüksekliği ve kapağı kaldıran kasın gücü milimetrik olarak ölçülür; kapak gevşekliğini anlamak için basit çekme testleri yapılır. Gerektiğinde gözyaşı miktarı ölçülür, kapak kapanma kusuru olup olmadığı araştırılır, kitle şüphesinde görüntüleme yöntemlerinden ve biyopsiden yararlanılır.
Göz kapağı cerrahisi çoğunlukla lokal anestezi altında, gerektiğinde hafif sedasyon eşliğinde yapılır. Kesiler kapağın doğal kıvrımına veya kapak arkasına yerleştirildiğinde iz büyük ölçüde gizlenir. Estetik amaçlı kapak cerrahileri için üst göz kapağı estetiği ve alt göz kapağı estetiği sayfalarına bakabilirsiniz.
Kapak ameliyatlarından sonraki ilk 48 saatte soğuk uygulama ve başın yüksekte tutulması şişliği belirgin biçimde azaltır. Morluk ve ödem genellikle birinci haftanın sonunda gerilemeye başlar, ikinci hafta içinde sosyal görünüm büyük ölçüde toparlanır. Dikişler yerleşimine göre ilk hafta içinde alınır. Kapağın son şeklini alması ve iz olgunlaşması ise aylar süren bir süreçtir; bu nedenle hastalarımı ilk ay içinde birkaç kez, sonrasında daha seyrek aralıklarla kontrole çağırıyorum.
Göz kapağında birkaç haftada geçmeyen bir şişlik, büyüyen ya da kanayan bir kabartı, iyileşmeyen bir yara, kirpik kaybı, kapak kenarının şekil değiştirmesi, ani başlayan kapak düşüklüğü, çift görme veya göz kapağının tam kapanmaması durumunda gecikmeden değerlendirilmesi gerekir. Erken dönemde ele alındığında hem tedavi daha küçük bir girişimle mümkün olur hem de göz yüzeyi kalıcı hasardan korunur.
Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge
Göz Hastalıkları Uzmanı — Oküloplastik Cerrahi