Alt göz kapağı estetiği, tıbbi adıyla alt blefaroplasti, göz altındaki torbalanmaların, sarkmaların ve fazlalık deri ile yağ dokusunun cerrahi olarak düzenlenip göz çevresine daha dinlenmiş bir görünüm kazandırılması işlemidir. Hem estetik hem de fonksiyonel hedeflerle yapılabilir. Yaşlanma, genetik yapı ya da çevresel etkiler nedeniyle oluşan göz altı torbalanmaları, kişinin dış görünüşünü etkileyebilir ve sürekli yorgun bir ifade oluşturabilir.
Alt kapak, yüzün en ince derisine sahip bölgesidir ve alt kapak cerrahisi göz kapağı ameliyatları içinde en fazla deneyim isteyen alandır. Buradaki hedef "doku almak" değil, göz altı ile yanak arasındaki geçişi yeniden düzleştirmektir.
Sabahları belirginleşip gün içinde biraz azalan alt göz kapağı şişmesi ile kalıcı torbalanma birbirinden farklı iki tablodur ve çözümleri de farklıdır. Bunu ayırmak, hastanın cerrahiye ihtiyacı olup olmadığını belirler.
Muayenede hastadan başını hafifçe geriye yatırmasını ve yukarı bakmasını isterim. Kabarıklık bu manevrayla artıyorsa yağ fıtıklaşması baskındır; değişmiyorsa daha çok cilt ve ödem sorunu vardır.
Buna karşılık kontrolsüz tiroid hastalığı, tedavi edilmemiş alerji, ciddi kuru göz ya da kapak gevşekliğinin ön planda olduğu hastalarda önce bu sorunları ele alırım. Kapak gevşekliği atlanarak yapılan alt kapak cerrahisi, kapağın aşağı çekilmesine yol açabilir.
Alt blefaroplastide iki temel yol vardır ve hangisinin seçileceği hastanın yaşına değil, sorununun yapısına göre belirlenir.
İşlem hastanın durumuna göre lokal veya genel anestezi altında yapılabilir ve genellikle hastane yatışı gerektirmez. Süre, tek başına transkonjonktival yaklaşımda kısa, kapak gerginleştirme eklendiğinde daha uzundur.
İlk hafta ağır fiziksel aktiviteden, öne eğilmekten ve sıcak ortamlardan uzak durmanızı, gözlerinizi ovuşturmamanızı, dışarıda güneş gözlüğü kullanmanızı ve göz çevresi makyajına dikişler alınana kadar ara vermenizi isterim. Kontrolleri 1. hafta, 1. ay ve 3. ayda planlıyorum.
Kapak retraksiyonu ve ektropion, alt blefaroplasti sonrası en sık karşılaştığım revizyon nedenleridir. Bu tabloların düzeltilmesini göz kapağı revizyon (düzeltme) cerrahisi sayfasında ayrıntılı anlattım. Kapağın dışa dönmesi konusu için ektropion sayfasına da bakabilirsiniz.
Göz altı şikayetinin kaynağı torbalanma değil de çöküklük ve gölgeyse, cerrahi yerine enjeksiyon temelli yöntemler daha uygun olabilir. Dermal dolgular ile gözyaşı oluğu desteklenir, mezoterapi cilt nemi ve dokusunu iyileştirir, botulinum toksin ise kaz ayağı çizgilerinde etkilidir. Ödeme bağlı şişliklerde ise hiçbir işlem uzun vadeli fayda sağlamaz; tuz alımı, uyku düzeni, alerji ve tiroid kontrolü önce ele alınmalıdır.
Bu seçeneklerin tamamını göz çevresi gençleştirme başlığı altında topluyorum. Üst kapakta da sarkma varsa üst göz kapağı estetiği aynı planlamanın parçası olarak değerlendirilir; genel bir bakış için göz kapağı estetiği sayfasına göz atabilirsiniz.
Bu belirtilerin bir bölümü estetik değil tıbbi bir sorunun işaretidir; erken değerlendirme önemlidir.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge olarak deneyimli ekibimle tanı ve tedavi hizmeti vermekteyim.
Sabahları belirgin olup gün içinde azalan şişlik genellikle sıvı tutulumundandır; tuzlu beslenme, uykusuzluk, alerji, sinüzit ve tiroid hastalıkları bunun başlıca nedenleridir. Gün boyu değişmeyen kalıcı kabarıklık ise göz yuvasındaki yağın öne itilmesine bağlıdır. Bu iki tablo farklıdır ve çözümleri de farklıdır.
Sıvı tutulumuna bağlı şişlikte tuz alımının azaltılması, uyku düzeni, alerji ve tiroid durumunun ele alınması gerekir; hiçbir estetik işlem bu tabloda kalıcı fayda sağlamaz. Yağ fıtıklaşmasına bağlı kalıcı torbalanmada ise cerrahi dışında bir çözüm yoktur. Çöküklük ve gölge kaynaklı görünümde dolgu ya da yağ enjeksiyonu uygun olabilir.
Özellikle genç yaştaki hastalarda önerdiğim bir cerrahidir. Hastada tek sorun göz altındaki torbalanma ise, beraberinde cilt sarkması ya da kapak gevşekliği gibi sorunlar yoksa, ameliyat kapağın arkasından yapılan gizli bir kesi ile gerçekleştirilir ve ciltte iz kalmaz.
Belirgin yağ fıtıklaşması varsa dolgu bu sorunu çözmez; torbanın altına dolgu koymak kabarıklığı daha da büyütür. Dolgu, torbalanma değil çöküklük ve gölge sorunu olan hastalarda işe yarar. Bu ayrımı yapmadan başlanan uygulamalar sonucu bozar.
Şişlik ve morluk ilk 48 saatte en yoğun dönemdedir, üçüncü günden itibaren gerilemeye başlar ve genellikle iki hafta içinde büyük ölçüde kaybolur. Soğuk uygulama ve başı yüksekte tutarak yatmak bu süreyi kısaltır. Alt kapakta iyileşme üst kapağa göre daha uzun sürer.
Kesi hattındaki sertlik birinci ile üçüncü ay arasında yumuşar, göz altı konturu bu dönemde oturur. Nihai sonuç genellikle üçüncü ile altıncı ay arasında ortaya çıkar. Sonucu bu süreden önce değerlendirmek yanıltıcı olur.
Geçici şişlik ve morluk, göz kuruluğu, iki taraf arasında asimetri görülebilir. Daha önemli riskler alt kapağın aşağı çekilmesi (retraksiyon) ve dışa dönmesidir (ektropion); bunlar genellikle kapak gevşekliği gözden kaçtığında ortaya çıkar. Nadiren enfeksiyon ve kanama, çok nadiren görmeyi tehdit eden göz arkası kanaması görülebilir.
Alınan ya da yeniden konumlandırılan yağ dokusu geri gelmez, ancak yaşlanma süreci devam eder. Zamanla cilt gevşemesi ve hacim kaybı yeniden bir dolgunluk hissi yaratabilir. Sıvı tutulumuna bağlı şişlikler ise cerrahiden bağımsız olarak sürebilir.
Detaylı bilgi almak için iletişim bilgilerinizi bize gönderin, en kısa sürede sizi arayalım Şimdi Bilgi Al