Dermal dolgular, cilt altına enjekte edilerek hacim kaybını gidermeyi, çöküklükleri doldurmayı ve göz çevresinde daha dinlenmiş bir görünüm sağlamayı hedefleyen jel kıvamındaki ürünlerdir. Göz çevresinde ağırlıklı olarak hyalüronik asit içerikli dolgular kullanılır. Hyalüronik asit ciltte doğal olarak bulunan bir moleküldür; su tutma özelliği sayesinde dokuya hacim ve nem kazandırır.
Göz çevresi, dolgu uygulamalarının en zor bölgesidir. Cilt yüzün en incesidir, altındaki kas ile kemik arasındaki mesafe azdır ve bölgenin damar yapısı yoğundur. Bu nedenle yüzün başka bir bölgesinde rahatlıkla kullanılan bir ürün ve teknik burada uygun olmayabilir.
Halk arasında göz altı ışık dolgusu olarak bilinen uygulama, alt göz kapağında gözyaşı oluğu (tear trough) dediğimiz çöküklüğe hyalüronik asit içerikli dolgu yerleştirilmesidir. Adı "ışık" olsa da uygulamanın parlatıcı bir etkisi yoktur; çöküklüğün oluşturduğu gölge kalktığı için bölge daha aydınlık görünür.
Gözyaşı oluğu, göz altındaki yağ dokusu ile yanağın üst kısmı arasındaki geçiş çizgisidir. Yaşla birlikte yanak yağ desteğinin azalması, kemik yapısındaki değişim ve göz altı yağının öne itilmesi bu çizgiyi belirginleştirir. Sonuçta göz altında yorgun bir gölge oluşur.
Bilinenin aksine her göz altı morluğu hastası bu tedavi için uygun değildir. Şu durumlarda dolgu ya fayda etmez ya da görüntüyü bozar:
Dolgu, doğru hastada ve doğru teknikle uygulandığında güvenli bir yöntemdir; ancak risksiz değildir. Hastalarımla bunları uygulamadan önce açıkça konuşurum.
Hyalüronik asit içerikli dolguların önemli bir avantajı geri döndürülebilir olmasıdır. İstenmeyen bir sonuç ya da uzamış ödem durumunda dolgu, hyalüronidaz enzimi uygulanarak eritilebilir. Bu, göz çevresinde neden hyalüronik asit dışındaki kalıcı ürünleri tercih etmediğimin de temel nedenidir.
Aşağıdaki kısa videoda göz altı dolgusundan hangi durumlarda kaçınmak gerektiğini anlatıyorum.
Göz altı için tek bir doğru yöntem yoktur; doğru yöntem sorunun kaynağına göre değişir.
Çoğu hastada bu yöntemler birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Bütüncül planı göz çevresi gençleştirme sayfasında anlatıyorum.
Bu bulguların ilk üçü acil değerlendirme gerektirir. Dolgu uygulaması yaptıran her hastanın, işlemi yapan hekime ulaşabileceği bir yol bilmesi gerekir.
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ayşe Dolar Bilge olarak deneyimli ekibimle tanı ve tedavi hizmeti vermekteyim.
Alt gözkapağındaki gözyaşı oluğu deformitesi dediğimiz göz altı çöküklüğü ve buna bağlı gölgelenme durumunda uyguladığımız bir yöntemdir. Hyalüronik asit içerikli dolgu, çöküklüğü destekleyecek şekilde derin katmana yerleştirilir. Adı ışık dolgusu olsa da uygulamanın parlatıcı bir etkisi yoktur; gölge kalktığı için bölge daha aydınlık görünür.
En sık görülenler şişlik, morluk ve hyalüronik asidin su tutmasına bağlı haftalarca sürebilen uzamış ödemdir. Dolgu yüzeye yakın kalırsa mavimsi bir renk (Tyndall etkisi), fazla miktarda uygulanırsa düzensizlik ve topaklanma görülebilir. Çok nadir ama en ciddi risk damar tıkanıklığıdır; bu nedenle uygulamanın bölgenin damar anatomisine hâkim bir hekim tarafından yapılması gerekir.
Bilinenin aksine her göz altı morluğu hastası bu tedavi için uygun değildir. Belirgin yağ fıtıklaşması, pigment kaynaklı koyuluk, sürekli ödem, çok ince cilt ya da alt kapak gevşekliği varsa dolgu ya fayda etmez ya da görüntüyü bozar. Uygun hastada ise belirgin bir fark yaratır.
Hyalüronik asit dolgularının göz altındaki etkisi kişiye göre değişmekle birlikte genellikle 9-18 ay sürer. Bu süre ürünün yapısına, uygulanan miktara ve kişinin metabolizmasına göre değişir. Etki azaldığında uygulama tekrarlanabilir.
Evet. Hyalüronik asit içerikli dolguların en önemli avantajı geri döndürülebilir olmasıdır; istenmeyen bir sonuç ya da uzamış ödem durumunda hyalüronidaz enzimi ile eritilebilir. Göz çevresinde hyalüronik asit dışındaki kalıcı ürünleri tercih etmememin temel nedeni budur.
Beklenen şişlik ve morluk genellikle birkaç gün içinde geriler. Ancak hyalüronik asidin su tutması nedeniyle göz altında haftalarca süren bir ödem görülebilir; bu, en sık karşılaşılan memnuniyetsizlik nedenidir. Tuz tüketimini birkaç gün sınırlamak ve ilk gün soğuk uygulama yapmak bu dönemi hafifletir.
Hafif-orta çöküklüğü ve nispeten kalın cildi olan hastalarda hyalüronik asit dolgusu genellikle yeterlidir ve gerektiğinde eritilebilir olması avantajdır. Cildi ince olan ve doku kalitesi de bozulmuş hastalarda ise kişinin kendi yağ dokusundan hazırlanan NanoFat enjeksiyonları daha uygun olabilir. Karar muayenede verilir.
Uygulama sırasında veya hemen sonrasında beklenmedik şiddette ağrı olduysa, ciltte beyazlama ya da lekelenme tarzı renk değişikliği geliştiyse veya görmede bulanıklık, karartı ya da görme kaybı hissi varsa vakit kaybetmeden başvurmalısınız. Bu bulgular damar tıkanıklığının işareti olabilir.
Detaylı bilgi almak için iletişim bilgilerinizi bize gönderin, en kısa sürede sizi arayalım Şimdi Bilgi Al