Gözyaşı kanalı tıkanıklığı yıllarca "gözüm biraz sulanıyor" diye taşınabilen, sonra bir gün gözün iç köşesi ağrılı biçimde şiştiğinde ciddiye alınan bir sorundur. Hastalarım ameliyatı konuşurken hep aynı iki soruyu soruyor: riskleri ne, sonrası nasıl geçiyor? Bu yazıda tıkanıklığın nasıl anlaşıldığını, ameliyatsız yöntemlerin nerede işe yaradığını, DSR ameliyatını, dıştan ve endoskopik yaklaşımın farkını, riskleri, ilk haftayı ve yeniden tıkanma ihtimalini anlatacağım.
En sık şikâyet sulanmadır. Gözyaşı gözde birikir, yanağa doğru akar, rüzgârda ve soğukta artar. Buna çapaklanma, sabahları yapışan kapaklar, göz pınarında hafif kabarıklık ve o bölgeye bastırıldığında iç köşeden mukus ya da irin gelmesi eşlik edebilir. Tekrarlayan göz enfeksiyonları da tipik bir işarettir.
Muayenede önce sulanmanın nedenini ayırırım: gözyaşı fazla mı üretiliyor, yoksa üretilen gözyaşı akamıyor mu? Kapak pozisyonu, gözyaşı noktalarının açıklığı ve göz yüzeyi değerlendirilir. Ardından sistemin ince bir kanülle yıkanması tıkanıklığın olup olmadığını ve yerini gösterir; gerektiğinde görüntüleme ve burun içinin endoskopik muayenesi eklenir. Tablonun genel çerçevesini erişkinlerde gözyaşı kanalı tıkanıklığı sayfasında ayrıntılı anlattım.
Bebeklerde durum farklıdır: doğumsal tıkanıklıkların büyük bölümü ilk yaş içinde masaj ve takiple kendiliğinden açılır, açılmayanlarda sondalama gündeme gelir. Erişkinde ise gerçekçi olmak gerekir. Kanal tam tıkalıysa masaj, damla ya da antibiyotik bu tıkanıklığı açmaz; antibiyotik yalnızca eşlik eden enfeksiyonu geçici olarak baskılar.
Ameliyat dışı işlemlerin yeri dardır. Sorun yalnızca gözyaşı noktasının darlığıysa o noktanın genişletilmesi yeterli olabilir; tıkanıklık kısmi ise balonla genişletme ya da tüp yerleştirme denenebilir. Bu kararı verirken tıkanıklığın tam olarak nerede olduğunu bilmek şarttır; bu yüzden muayene ve yıkama basamağı atlanmaz.
Bebeklerde iç köşedeki şişliğin ne anlama geldiğini ve dakriyosistoselin nasıl ele alındığını aşağıdaki kısa videoda anlatıyorum.
Tam tıkanıklıkta amaç, tıkalı kanalı zorlayarak açmak değildir. Bunun yerine gözyaşı kesesi ile burun boşluğu arasında yeni bir geçiş oluşturulur. Bu ameliyata dakriyosistorinostomi, kısaca DSR diyoruz.
Uygulamada burun kemiğinde küçük bir pencere açılır, gözyaşı kesesinin ve burun içinin mukozası karşılıklı olarak açılıp birleştirilir ve böylece gözyaşı tıkalı bölümü atlayarak doğrudan buruna akar. Yeni yolun iyileşme sırasında kapanmaması için çoğu zaman ince bir silikon tüp yerleştirilir; bu tüp bir süre sonra çıkarılır. Ameliyat lokal ya da genel anestezi altında yapılabilir; seçim hastanın durumuna ve planlanan tekniğe göre değişir.
İki yaklaşım da aynı hedefe ulaşır, farkları erişim yolundadır.
Bu yolda burun kenarında küçük bir kesi yapılır. Kese ve kemik doğrudan görülür, geniş bir pencere açmak kolaydır ve şüpheli bir doku varsa örnek alınabilir. Cilt izi genellikle zamanla silikleşir, ama bir kesi olduğu doğrudur.
Bu yaklaşımda ameliyat burun içinden yapılır, ciltte kesi yoktur. Burun içinde eğrilik, polip gibi ek sorunlar varsa aynı seansta ele alınabilmesi avantajdır. Hangi yolun seçileceği tek bir kurala bağlı değildir: tıkanıklığın yeri, kesenin durumu, daha önce geçirilmiş ameliyatlar, burun anatomisi ve kitle şüphesi birlikte değerlendirilir. Bu kararı hastayla birlikte, neden o yolu önerdiğimi anlatarak veriyorum.
Her ameliyatta olduğu gibi burada da riskler var; bunları baştan konuşmayı tercih ediyorum:
DSR uzun süredir uygulanan, oturmuş bir yöntemdir; yine de sonucun kişiye ve tıkanıklığın özelliklerine göre değiştiğini, hiçbir cerrahi girişimde önceden kesin bir söz verilemeyeceğini hastalarıma açıkça söylüyorum.
İlk günlerde burundan kanlı sızıntı olması olağandır ve genellikle azalarak geçer. Göz çevresinde morarma ve şişlik görülebilir. Bu dönemde en çok tekrarladığım kural sümkürmemektir; burun basıncı yeni açılan yolu ve pıhtıyı bozar. Hapşırırken ağzı açık tutmak aynı mantıkla önemlidir.
Başı yüksekte tutmak, soğuk uygulama, ağır kaldırmaktan ve öne eğilerek çalışmaktan kaçınmak ilk günleri kolaylaştırır. Hekiminizin verdiği damlalar ve burun bakımı düzenli kullanılmalıdır. Dıştan yapılan ameliyatlarda cilt dikişleri genellikle bir hafta içinde alınır. Silikon tüp ise daha uzun süre kalır; yeni yol olgunlaştıktan sonra, muayenehane koşullarında kolayca çıkarılır. Tüp yerindeyken gözü ovmamak ve tüpü çekiştirmemek gerekir.
Sulanmanın geri dönmesi mümkündür ve bu genellikle ilk aylarda ortaya çıkar. Nedeni çoğu zaman iyileşmenin kendisidir: skar dokusu, aşırı granülasyon, burun içi yapışıklıklar ya da açılan pencerenin daralması. Süregelen alerjik burun hastalığı ve sinüs sorunları da riski artırır.
Sulanma tekrar başladığında yapılacak şey, bunu kader olarak kabul etmek değil, nedeni ortaya koymaktır. Burun içinin endoskopik muayenesi çoğu zaman sorunun nerede olduğunu gösterir. Revizyon cerrahisi bu olgularda planlanabilir; ayrıntısını başarısız gözyaşı kanal ameliyatlarının tedavisi sayfasında anlattım.
Gözün iç köşesinde ağrılı, kızarık, sıcak bir şişlik varsa bekleme. Bu, gözyaşı kesesinin iltihaplanmasıdır ve ateşle birlikteyse, kızarıklık kapaklara ve yanağa yayılıyorsa acil değerlendirme gerektirir. Aynı şekilde göz kapaklarının şişmesi, göz hareketlerinde kısıtlılık, çift görme ya da görme azalması iltihabın göz çukuruna ilerlediğini düşündürebilir; bu gecikmeye gelmez.
Ameliyat sonrası dönemde durmayan burun kanaması, yüksek ateş, artan ağrı ve görmede bozulma varsa hekiminizle temasa geçin. Bunların dışında, yıllardır süren basit bir sulanmanız varsa bile bir kez değerlendirilmesinde fayda vardır: sulanmanın nedeni her zaman kanal tıkanıklığı değildir ve doğru neden bulunmadan doğru tedavi planlanamaz.
En tipik belirti sürekli sulanmadır; gözyaşı yanaktan aşağı akar, rüzgârda ve soğukta artar. Buna çapaklanma, göz pınarında şişlik, bu bölgeye bastırıldığında mukus veya irin gelmesi ve tekrarlayan göz enfeksiyonları eşlik edebilir.
Bebeklerde çoğu tıkanıklık ilk yaş içinde masaj ve takiple kendiliğinden açılır. Erişkinde durum farklıdır: kanal tam tıkalıysa masaj, damla ya da antibiyotik onu açmaz. Yalnızca gözyaşı noktasının dar olduğu ya da tıkanıklığın kısmi olduğu seçilmiş olgularda ameliyat dışı işlemler işe yarayabilir.
Başlıca riskler burun kanaması, dıştan yapılan ameliyatlarda cilt izi, enfeksiyon, silikon tüpün erken yer değiştirmesi, burun içinde yapışıklık gelişmesi ve yeni açılan yolun zamanla tekrar kapanmasıdır. Ciddi komplikasyonlar seyrektir, ancak her ameliyatta olduğu gibi anestezi riski de değerlendirilir.
Burundan bir miktar kanlı sızıntı ilk günlerde beklenir. Sümkürmemek, hapşırırken ağzı açık tutmak, başı yüksekte tutmak ve ağır kaldırmamak istenir. Göz çevresinde morarma ve şişlik olabilir; genellikle birkaç gün içinde geriler.
Yeniden kapanma ihtimali vardır ve en çok ilk aylarda görülür. Skar dokusu, aşırı granülasyon, burun içi yapışıklıklar ve süregelen burun hastalıkları bunda rol oynar. Tekrar kapanan olgularda revizyon cerrahisi planlanabilir.
Süre olguya göre değişir; yeni yolun olgunlaşması beklenir ve tüp genellikle haftalar ya da birkaç ay sonra muayenehane koşullarında çıkarılır. Tüp yerindeyken gözü ovmamak ve tüpü çekmemek önemlidir.