Muayenehanemde en sık duyduğum cümlelerden biri şu: “Hocam, sabah kalktım, göz kapağım şişmiş, ucunda da sarı bir nokta var.” Gözde arpacık, göz kapağı kenarındaki küçük bezlerin tıkanıp iltihaplanmasıyla ortaya çıkan, çok yaygın ve çoğu zaman kendiliğinden gerileyen bir tablodur. Bu yazıda arpacığın neden çıktığını, iç ve dış arpacığın farkını, evde neyin işe yarayıp neyin zarar verdiğini, şalazyondan nasıl ayrıldığını ve hangi durumda vakit kaybetmeden hekime görünmek gerektiğini anlatacağım.
Göz kapağının kenarında kirpik diplerine sıralı küçük yağ ve ter bezleri, iç yüzünde ise gözyaşının yağ tabakasını üreten meibom bezleri vardır. Arpacık, tıp dilindeki adıyla hordeolum, bu bezlerden birinin ağzının tıkanması ve içinde bakteri üremesiyle gelişen akut bir iltihaptır. Yani kalıcı bir kitle değil, küçük ve sınırlı bir apsedir.
Adını arpa tanesine benzeyen görünümünden alır. Çoğu insan hayatı boyunca en az bir kez arpacık çıkarır; bu, göz sağlığının bozulduğu anlamına gelmez.
Hastalarım bana çoğu zaman “rüzgârda kaldım” ya da “soğuk aldım” diyerek gelir. Arpacığın soğukla doğrudan ilgisi yok. Mekanizma şu: bez ağzı tıkanır, salgı boşalamaz, biriken salgı deri florasındaki bakteriler için uygun bir ortam olur, iltihap başlar.
Kontrolsüz şeker hastalığında arpacıklar hem daha sık çıkar hem daha inatçı seyreder; yılda birkaç kez arpacık çıkaran hastadan kan şekerine bakılmasını isterim.
Tablo birkaç saat içinde oturur: kapak kenarında tek bir noktada toplanan kızarıklık ve şişlik, dokunmakla artan ağrı, göze bir şey kaçmış gibi batma hissi, ışıktan rahatsızlık ve sulanma. Birkaç gün sonra kabarcığın ucunda sarımsı bir baş belirir. Önemli ayrıntı şu: arpacıkta şişlik tek bir noktada toplanır. Kapağın tamamı şişmişse, kızarıklık yanağa ve kaşa yayılıyorsa ya da göz hareketleri ağrıyorsa bu artık arpacık değildir.
Dış arpacık kirpik dibindeki yağ ya da ter bezinden köken alır; kirpiklerin hemen kenarında küçük bir sivilce görünümündedir. Daha ağrılıdır ama daha kolay olgunlaşır ve çoğu zaman kendiliğinden kirpik dibinden boşalır.
İç arpacık kapağın iç yüzündeki meibom bezinden gelişir. Dışarıdan bakınca yalnızca genel bir şişlik görürsünüz; asıl odak, kapağı çevirdiğimde ortaya çıkar. Daha derinde olduğu için uzun sürer ve iltihap geçse bile geride sert bir düğüm bırakabilir. Bu düğüm, göz kapağı hastalıkları arasında sayılan şalazyondur. Hastalarıma şunu söylüyorum: dış arpacık gürültülü başlar, çabuk biter; iç arpacık sessiz başlar, uzun sürer.
Arpacıkların büyük çoğunluğu hiçbir şey yapılmasa bile geriler. Seyir şöyledir: ilk iki gün ağrı ve şişlik artar, üçüncü ile beşinci gün arasında kabarcık olgunlaşır, ardından ya boşalır ya da yavaşça küçülür. Dış arpacıklarda toparlanma çoğunlukla bir hafta ile on gün arasındadır; iç arpacıklarda iki üç haftaya uzayabilir.
Sıcak kompres bu süreyi kısaltır; tıkanan salgının yumuşayıp boşalmasını kolaylaştırır. İki haftayı geçen ya da her ay aynı yerde tekrarlayan bir şişlikte beklemeyi doğru bulmam.
Evde işe yarayan şey sıcak komprestir. Temiz bir bezi elinizi yakmayacak sıcaklıkta ıslatın, sıkın, kapalı gözün üzerine koyun; bez soğudukça yenileyin. Günde üç dört kez, her seferinde on on beş dakika. Ardından kapak kenarına kirpik doğrultusunda hafif masaj, salgının boşalmasına yardım eder. Kepeklenme varsa günlük kapak temizliği yenisinin çıkma ihtimalini de azaltır.
Bu ikisi sürekli karıştırılır, oysa yaklaşım farklıdır. Arpacık akut ve iltihaplıdır: kırmızı, sıcak, ağrılı. Şalazyon kronik ve iltihapsızdır: ele gelen, sert, yuvarlak, çoğunlukla ağrısız bir düğüm. Şalazyon sıklıkla geçirilmiş bir iç arpacığın ardında kalan tıkalı bezin kapsüllenmesiyle oluşur. Ayrımı şöyle yaparım: dokununca ağrıyor ve kızarıksa arpacık, ağrımıyor ve haftalardır aynı sertlikte duruyorsa şalazyon.
Bir uyarı daha: özellikle ileri yaşta aynı yerde inatla tekrarlayan, kirpik kaybı yapan ya da kapak kenarının düzenini bozan bir şişlik her zaman arpacık değildir. Bu tablolarda kapak tümörlerini dışlamak için muayene gerekir.
Basit bir arpacık için acele etmeye gerek yok. Ancak şu durumlarda beklemeden bir göz hekimine görünün:
İlk dört madde periorbital ve orbital selülit açısından önemlidir; kapak çevresi enfeksiyonu göz çukurunun içine ilerlerse görme açısından ciddi bir tablodur ve aynı gün değerlendirilmelidir.
Çocuklarda ilerleme daha hızlı olabilir; çocuğunuzun kapağı şişmiş ve ateşi varsa ertesi güne bırakmayın. Çocuklarda göz kapağı enfeksiyonları yazısında hangi bulguların acil olduğunu anlattım.
Dış arpacıkların çoğu bir hafta ile on günde toparlanır. İç arpacıklar daha derinde olduğu için iki üç haftayı bulabilir. Günde birkaç kez uygulanan sıcak kompres bu süreyi kısaltır. İki haftayı geçtiği hâlde küçülmeyen şişlik muayene edilmelidir.
Arpacığın kendisi kişiden kişiye geçen bir hastalık değildir. Ancak içindeki bakteri elle temas yoluyla diğer göze taşınabilir. Ortak havlu kullanmamak ve göze dokunmadan önce elleri yıkamak yeterlidir.
Evde en çok işe yarayan şey, günde üç dört kez on on beş dakika uygulanan sıcak kompres ve ardından kapak kenarına yapılan masajdır. Kepeklenme varsa günlük kapak temizliği eklenir. Bunların dışındakiler çoğunlukla tahrişten başka bir şey getirmez.
Hayır. Sıkmak iltihabı bezin içinden çıkarıp kapak dokusuna yayar ve çok daha zahmetli bir enfeksiyona yol açabilir. Kabarcık olgunlaşınca çoğu zaman kendiliğinden boşalır; boşalmıyorsa bunu hekim steril koşullarda yapar.
Tekrarlayanların arkasında genellikle blefarit ya da meibom bezi işlev bozukluğu vardır. Kapak kenarında kronik bir iltihap zemini varken bezler tekrar tıkanır. Düzenli kapak temizliği bu döngüyü kırar.
İltihap geçene kadar ikisine de ara verin. Makyaj bez ağızlarını daha da tıkar, lens ise sürtünmeyi artırır. İyileştikten sonra o dönemde kullandığınız maskara ve eyeliner’ı yenileyin.
Çocuklarda da yaklaşım aynı: sıcak kompres ve kapak temizliği. Ancak çocuklarda kapak çevresi enfeksiyonları daha hızlı yayılabilir. Kapağın tamamı şişmişse, ateş varsa ya da çocuk gözünü açamıyorsa aynı gün hekime başvurulmalıdır.