Katarakt nedir sorusunun kısa cevabı şu: gözün içindeki doğal merceğin saydamlığını yitirmesi. Muayenehanemde hastalarımın çoğu bunu gözün üstünü kaplayan bir perde sanarak geliyor; oysa bulanıklık gözün dışında değil, tam ortasındaki mercekte oluşuyor. Bu yazıda kataraktın ne olduğunu, ilk belirtilerinin nasıl fark edildiğini, hangi nedenlerle geliştiğini, genç yaşta neden ortaya çıkabildiğini, tanının nasıl konduğunu, ameliyatsız bir tedavisinin bulunup bulunmadığını ve cerrahinin ne zaman gündeme geldiğini anlatacağım.
Gözün renkli tabakasının hemen arkasında, mercimek büyüklüğünde, saydam ve esnek bir mercek vardır. Görevi, korneadan geçen ışığı ağ tabakası üzerinde net biçimde odaklamak ve yakına bakarken şekil değiştirerek odağı yakınlaştırmaktır. Bu mercek yıllar içinde protein yapısındaki değişikliklerle sertleşir, sararır ve saydamlığını kaybeder. Işık artık düzgün geçemez, dağılır. Gözde katarakt dediğimiz tablo budur; bir zar ya da et büyümesi değil, merceğin kendi içindeki bir değişimdir.
Halk arasında katarakta perde inmesi denir ve bu ad kafa karışıklığı yaratır. Retinada, göz sinirinde ya da göz yüzeyinde gelişen bambaşka hastalıklar da görmeyi azaltır. Katarakt yavaş ilerler, ağrı yapmaz ve kızarıklıkla gitmez. Ani görme kaybı, ani bulanıklaşma, ışık çakmaları ya da göz ağrısı kataraktın tablosu değildir; bu bulgular başka nedenler açısından acilen değerlendirilmelidir.
En erken şikâyet, buğulu bir camdan bakıyormuş hissidir. Bulanıklık gün içinde değişmez, silmeye çalışmakla ya da göz kırpmakla geçmez. Renkler soluklaşır ve sarıya kayar; hastalarım bunu çoğu zaman ancak bir gözü tedavi edildikten sonra fark eder. Gözde katarakt belirtileri genellikle sinsi ilerler, çünkü beyin azalan görmeye uyum sağlar ve kişi kaybın farkına geç varır.
Merceğin saydamlığı azalınca ışık dağılır. Bunun en tipik yansıması gece sürüşünde ortaya çıkar: karşıdan gelen farlar gözü kamaştırır, ışıkların etrafında halkalar görülür, karanlıkta seçme zorlaşır. Güneşli havada dışarıda görmenin belirgin biçimde bozulması da aynı mekanizmanın sonucudur.
Erişkin yaşta gözlük numarasının kısa aralıklarla değişmesi, özellikle miyop yönünde kayması kataraktın erken habercisi olabilir. Bazı hastalarda yakını gözlüksüz görme geçici olarak geri gelir; bu, merceğin yapısındaki değişimin işaretidir. Çift görme, tek gözle bakıldığında bile devam ediyorsa yine mercek kaynaklı olabilir.
Katarakt neden olur sorusunun en yaygın cevabı yaşlanmadır. Elli yaşından sonra mercek proteinlerindeki yapısal değişim hızlanır ve altmış yaş üstünde bulgu verecek düzeyde katarakt oldukça sık görülür. Bu, önlenmesi mümkün olmayan doğal bir süreçtir; hızını ise başka etkenler belirler.
Şeker hastalığı kataraktın hem daha erken çıkmasına hem de daha hızlı ilerlemesine yol açar. Kan şekerindeki dalgalanmalar merceğin su ve şeker dengesini bozar. Diyabeti olan hastalarımda katarakt genellikle akranlarından yıllar önce gelişir.
Uzun süreli kortizon kullanımı, ister hap ister damla ister solunum yoluyla olsun, kataraktın bilinen nedenlerindendir. Göze alınan künt darbeler ve delici yaralanmalar aylar içinde travmatik katarakta yol açabilir. Gözün orta tabakasının tekrarlayan iltihapları, ileri miyopi, geçirilmiş göz içi cerrahileri ve baş bölgesine uygulanan ışın tedavisi de mercekte erken bulanıklaşma yapar.
Yıllar süren korumasız ultraviyole maruziyeti ve sigara, kataraktın hızını artıran iki önemli etkendir. Dışarıda ultraviyole korumalı gözlük kullanmak, sigarayı bırakmak ve şeker hastalığında kan şekerini düzenli tutmak elimizdeki gerçek koruyucu adımlardır. Bunlar var olan bir kataraktı geri çevirmez ama ilerleyişini yavaşlatmaya katkı verir.
Katarakt yalnızca ileri yaş hastalığı değildir. Bebeklerde doğuştan var olan ya da ilk aylarda gelişen katarakt, görmenin gelişimini doğrudan tehdit ettiği için erken tanınması gereken bir durumdur. Bebeğin göz bebeğinde beyazımsı bir yansıma görülmesi ya da yenidoğan muayenesinde kırmızı refle alınamaması uyarıcıdır. Tanı, tedavi ve takip ilkelerini doğumsal katarakt sayfasında anlattım.
Genç yaşta katarakt neden olur diye soran hastalarımda araştırdığım başlıklar bellidir: uzun süreli kortizon kullanımı, kontrolsüz seyreden şeker hastalığı, geçirilmiş göz travması, tekrarlayan göz içi iltihapları, ileri derecede miyopi ve ailesel yatkınlık. Bazı sistemik hastalıklar ve göz içine yapılan girişimler de erken katarakta zemin hazırlar. Bu grupta merceğin arka kısmından başlayan tipler daha sıktır ve görmeyi erken bozar; bu yüzden genç bir hastada katarakt saptandığında altta yatan nedeni araştırmak tedavinin bir parçasıdır.
Tanı, ayrıntılı bir göz muayenesiyle konur. Görme keskinliği ölçülür, gözlük numarası yeniden değerlendirilir, ardından göz bebeği damlayla genişletilerek mercek biyomikroskop altında incelenir. Bu inceleme bulanıklığın merceğin hangi katmanında olduğunu ve hangi tipte olduğunu gösterir. Göz içi basıncı ölçülür, retina ve göz siniri değerlendirilir; çünkü görme azalmasının tek sorumlusu katarakt olmayabilir. Bu ayrım, cerrahi sonrası beklentiyi doğru kurmak için önemlidir. Kataraktın tanımı ve cerrahi basamakları için katarakt sayfasına bakabilirsiniz.
Bu soruya dürüst cevap vermek gerekir: hayır. Bugün için saydamlığını yitirmiş bir merceği yeniden şeffaf hale getiren damla, hap, gözlük, egzersiz ya da bitkisel yöntem yoktur. İnternette bu adla anlatılan uygulamaların hiçbirinin kanıtlanmış etkisi bulunmuyor. Kataraktın tek etkili tedavisi, bulanıklaşmış merceğin cerrahi olarak çıkarılıp yerine yapay bir göz içi merceği yerleştirilmesidir.
Erken evrede yapılabilecek şeyler vardır ama bunlar tedavi değil, idare etmektir: gözlük numarasını güncellemek, okuma ışığını artırmak, kamaşmayı azaltan cam seçimleri ve gece sürüşünden kaçınmak. Bunlar günlük hayatı bir süre daha rahat kılar. Ameliyatı geciktirmenin bir sınırı var: mercek aşırı sertleştiğinde cerrahi teknik olarak zorlaşır ve bazı tiplerinde göz içi basıncı yükselerek ek sorunlar doğabilir.
Kararı belirleyen ölçü, muayenedeki görme düzeyinden çok kişinin günlük hayatıdır. Şu durumlarda cerrahiyi gündeme alırım:
Ameliyatta bulanık mercek ultrason enerjisiyle parçalanıp alınır ve yerine kalıcı bir göz içi merceği yerleştirilir. Mercek seçimi, gözün ölçümlerine, hastanın günlük görme ihtiyacına ve varsa astigmatına göre birlikte planlanır. Hangi tip merceğin uygun olduğu kişiden kişiye değişir; bunun kararı ölçümler ve muayene bulgularıyla verilir.
Kırk yaşından sonra şikâyet olmasa bile düzenli göz muayenesi öneriyorum; katarakt, göz tansiyonu ve retina hastalıkları erken dönemde sessiz seyreder. Aşağıdaki durumlarda ise randevuyu ertelememek gerekir:
Bunların dışında ani görme kaybı, ani ışık çakmaları, gözde ağrı ve görme alanında perde hissi kataraktın tablosu değildir; bu bulgular aynı gün değerlendirilmesi gereken acil durumlara işaret edebilir. Katarakt yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve doğru zamanlamayla ele alındığında görme büyük ölçüde geri kazanılabilir; asıl kayıp, azalan görmeye alışıp muayeneyi yıllarca ertelemekte yaşanır.
Katarakt, gözün renkli tabakasının arkasındaki doğal merceğin saydamlığını yitirmesidir. Mercek sararıp sertleştikçe ışık düzgün geçemez ve görme bulanıklaşır. Halk arasında perde inmesi denmesine rağmen gözün üstünü kaplayan bir zar değil, merceğin kendi içindeki bir değişimdir.
En sık belirtiler buğulu camdan bakma hissi, renklerin solması ve sarıya kayması, gece farlardan aşırı kamaşma, ışıkların etrafında halka görme ve gözlük numarasının kısa aralıklarla değişmesidir. Tek gözle bakarken bile devam eden çift görme de görülebilir. Katarakt ağrı ve kızarıklık yapmaz.
En yaygın neden yaşlanmadır; elli yaşından sonra mercek proteinlerindeki değişim hızlanır. Şeker hastalığı, uzun süreli kortizon kullanımı, göz travmaları, göz içi iltihapları, ileri miyopi, korumasız güneş maruziyeti ve sigara kataraktın daha erken çıkmasına ve hızlı ilerlemesine yol açar.
Hayır. Saydamlığını yitirmiş bir merceği yeniden şeffaf hale getiren damla, hap, gözlük, egzersiz ya da bitkisel yöntem bulunmuyor. Erken evrede gözlük numarasını güncellemek ve ışığı artırmak günlük hayatı kolaylaştırır ama bunlar tedavi değildir. Kataraktın tek etkili tedavisi cerrahidir.
Genç erişkinde katarakt görüldüğünde uzun süreli kortizon kullanımı, kontrolsüz şeker hastalığı, geçirilmiş göz travması, tekrarlayan göz içi iltihapları, ileri miyopi ve ailesel yatkınlık araştırılır. Bebeklerde ise doğumsal katarakt görme gelişimini tehdit ettiği için erken tanınması gerekir.
Kararı belirleyen şey görmenin günlük hayatı ne kadar kısıtladığıdır. Araç kullanmak, okumak ya da çalışmak zorlaşıyorsa, gözlük değişimiyle yeterli netlik sağlanamıyorsa cerrahi gündeme gelir. Aşırı sertleşmiş mercekte ameliyat teknik olarak zorlaştığı için çok uzun beklemek doğru değildir.
Katarakt kendiliğinden geçmez ve gerilemez. İlerleme hızı kişiden kişiye değişir; bazı hastalarda yıllar içinde çok yavaş ilerler. Sigarayı bırakmak, ultraviyole korumalı gözlük kullanmak ve şeker hastalığında kan şekerini düzenli tutmak ilerleyişi yavaşlatmaya katkı verir ama var olan bulanıklığı geri çevirmez.