Suni gözyaşı damlası, muayenehanemde en çok konuşulan ve en çok yanlış kullanılan ürün. Hastalarımın çoğu eczaneden kendi seçtiği bir damlayla geliyor ve "kullanıyorum ama geçmiyor" diyor. Çoğu zaman sorun damlanın işe yaramaması değil, yanlış tipte damlanın yanlış sıklıkta kullanılması. Bu yazıda suni gözyaşının ne yaptığını, koruyucu içeren ve içermeyen ürünler arasındaki farkı, jel ve merhem formlarının yerini, uzun süreli kullanımın güvenliğini ve damla yetmediğinde nereye bakıldığını anlatacağım. Marka adı vermeyeceğim; seçim muayeneyle yapılır.
Göz yüzeyini ince bir gözyaşı tabakası örter. Bu tabakanın dışta yağ, ortada su, içte müsin bileşeni vardır ve üçü birlikte hem yüzeyi kayganlaştırır hem de görüntünün net oluşmasını sağlar. Tabaka bozulduğunda ortaya çıkan şikâyetler tanıdıktır: yanma, batma, kum kaçmış hissi, kızarıklık, ışıktan rahatsız olma ve gün içinde dalgalanan bulanık görme.
Suni gözyaşı bu tabakayı dışarıdan destekler. Yani eksik olanı tamamlar, bozuk olanı tamir etmez. Kuru göz hastalığının altında yatan neden ne ise, damla o nedeni ortadan kaldırmaz. Bunu baştan bilmek beklentiyi doğru yere koyar: damla rahatlatır, tedavi planının tamamı değildir.
Çok kullanımlık bir şişenin içindeki sıvı, açıldıktan sonra bozulmasın diye koruyucu madde içerir. Seyrek kullanımda bu genellikle sorun çıkarmaz. Ama damla gün içinde sık kullanılıyorsa, koruyucu maddeye maruziyet birikir ve zamanla göz yüzeyini tahriş edebilir. Klasik koruyucular arasında en bilineni benzalkonyum klorürdür; yıllardır kullanılır, ancak sık kullanımda yüzey hücrelerine olumsuz etkisi bilinen bir konudur.
Bu nedenle sık damla gerektiren tablolarda tek kullanımlık, koruyucusuz formlar tercih edilir. Ara yol olarak, göze temas ettiğinde parçalanan yumuşak koruyucu sistemleri kullanan ürünler de vardır. Glokom damlası kullananlarda, göz cerrahisi geçirmiş olanlarda ve ileri derecede yüzey hastalığı olanlarda koruyucusuz tercihi baştan yapılır.
Fark yoğunlukta ve göz yüzeyinde kalış süresinde.
Akışkan damlalar hızlı rahatlatır ve görmeyi bulandırmaz, ama kısa süre kalır. Hipromelloz gibi selüloz türevleri ve sodyum hyaluronat içeren ürünler bu grupta en sık kullanılanlardır; hyaluronat daha uzun tutunma eğilimindedir. Gözyaşı çabuk buharlaşan hastalarda ise yağ bileşeni içeren, emülsiyon yapıdaki ürünler daha mantıklıdır.
Jeller daha yoğundur, daha uzun kalır ama uygulandıktan sonra kısa süreli bulanıklık yapabilir. Merhemler en uzun kalanıdır ve görmeyi belirgin biçimde bulandırdıkları için genellikle gece kullanılır. Uykuda göz kapağı tam kapanmayan kişilerde gece merhem, sabah şikâyetlerini belirgin biçimde azaltır.
Burada kesin bir rakam vermek doğru değil, çünkü sıklık tablonun ağırlığına ve seçilen ürüne göre değişir. Genel yaklaşım şudur: hafif şikâyette gerektikçe kullanmak yeterli olabilir, orta ve ağır tablolarda ise şikâyet çıkmadan, düzenli aralıklarla kullanmak daha etkilidir. Çünkü göz yüzeyi bir kez tahriş olduğunda geriye döndürmek, tahrişi baştan önlemekten zordur.
Pratikte söylediğim iki şey var. Birincisi, damlayı şikâyet çok arttığında değil, düzenli kullanın. İkincisi, kullanım sıklığı yükseldikçe koruyucusuz forma geçmek gerekir. Kaç kez kullanacağınıza ve hangi ürünle kullanacağınıza sizi muayene eden hekim karar vermelidir.
Hastalarımın en sık sorduğu soru bu: "Buna alışır mıyım, gözüm tembelleşir mi?" Hayır. Suni gözyaşı bağımlılık yapmaz ve gözün kendi gözyaşı üretimini baskılamaz. Kuru göz genellikle süreklilik gösteren bir hastalıktır; uygun ürünle uzun süreli kullanım güvenlidir.
Dikkat edilecek nokta başka: sık kullanılan koruyucu içeren ürünler zamanla yüzeyde tahriş yaratabilir ve tablo damla kullanıldığı halde kötüleşiyormuş gibi görünebilir. Ayrıca damlaya ihtiyaç giderek artıyorsa, bu altta yatan nedenin ilerlediğinin işaretidir. Böyle bir durumda çözüm damla sıklığını artırmak değil, nedeni yeniden değerlendirmektir.
Damla tek başına yetmiyorsa, sorunun kaynağına bakmak gerekir.
Sık karşılaştığım tablolardan biri kapak kenarı iltihabıdır. Blefarit ve meibom bezi işlev bozukluğu varsa, gözyaşının yağ tabakası bozulur ve ne kadar damla damlatılırsa damlatılsın rahatlama kısa sürer. Burada sıcak kompres, kapak kenarı temizliği ve gerektiğinde hekim tarafından planlanan ilaç tedavisi devreye girer.
Diğer başlıklar şunlardır: göz kapağı pozisyon bozuklukları ve kapağın tam kapanmaması, gözyaşı noktalarının tıkaçla kapatılarak mevcut gözyaşının yüzeyde daha uzun kalmasının sağlanması, iltihabı hedefleyen reçeteli tedaviler ve seçilmiş hastalarda kişinin kendi kanından hazırlanan damlalar. Ortam düzenlemesi de küçümsenmemeli: ekran başında bilinçli göz kırpmak, klima ve fan akımından kaçınmak, nemlendirici kullanmak gerçekten fark yaratır. Tablonun genel çerçevesini oküler yüzey hastalıkları başlığı altında ayrıca anlattım.
Suni gözyaşını kendi başınıza denemeniz makul; ama bazı durumlar muayene gerektirir.
Şikâyetleriniz birkaç hafta içinde geçmiyorsa, damlaya rağmen artıyorsa, gözünüzde ağrı, belirgin kızarıklık, ışıktan ciddi rahatsızlık, çapaklanma ya da görme azalması varsa beklemeyin. Bunlar basit kuruluğun ötesinde bir yüzey sorununa işaret edebilir.
Ayrıca ağız kuruluğu ve eklem şikâyetleri kuru gözle birlikteyse, romatolojik bir hastalık akla gelmelidir. Göz kapağı kapanma sorunu, yüz felci öyküsü, tiroid hastalığı ve göz cerrahisi öyküsü olanlarda kuruluk basit bir konfor meselesi değildir; kornea korunması gerekir. Bu tabloların hepsinde doğru adım, damla değiştirmeye devam etmek değil, göz yüzeyinin muayene edilmesidir.
Göz yüzeyindeki gözyaşı tabakasını dışarıdan destekler. Yanma, batma, kum kaçmış hissi ve gün içinde dalgalanan bulanık görme gibi şikâyetleri azaltır, kornea yüzeyini korur. Kuru gözün altındaki nedeni ortadan kaldırmaz; belirtiyi rahatlatır.
Herkes için geçerli tek bir damla yok. Seçim, kuruluğun tipine göre değişir: gözyaşı az üretiliyorsa farklı, çabuk buharlaşıyorsa farklı bir yapı işe yarar. Muayenede gözyaşı tabakası değerlendirilmeden yapılan seçim çoğu zaman deneme yanılmaya dönüşür.
Çok kullanımlık şişelerde şişenin içindeki sıvının bozulmaması için koruyucu madde bulunur. Seyrek kullanımda bu genellikle sorun olmaz; ancak damla sık kullanılıyorsa koruyucu maddenin kendisi göz yüzeyini tahriş edebilir. Bu durumda tek kullanımlık, koruyucusuz formlar tercih edilir.
Doğru seçilmiş bir suni gözyaşı bağımlılık yapmaz ve gözün kendi gözyaşı üretimini tembelleştirmez. Sorun çıkaran şey genelde damlanın kendisi değil, sık kullanımda koruyucu maddeye maruz kalmak veya yanlış tipte bir ürün kullanmaktır.
Kuru göz çoğu zaman kronik bir tablodur, bu yüzden uzun süreli kullanım gerekebilir ve uygun ürünle bunda bir sakınca yoktur. Ancak damlaya olan ihtiyaç giderek artıyorsa bu, altta yatan nedenin ilerlediğini gösterir; süreyi uzatmak yerine yeniden değerlendirme yapmak gerekir.
Her damla lensle uyumlu değildir; bazı ürünler lens üzerine damlatılmak için uygun değildir, jel ve merhem formları ise lensle kullanılmaz. Lens kullanıyorsanız bunu hekiminize söyleyin, ürün seçimi buna göre yapılır.