Gözde kızarıklık neden olur sorusu, muayenehanemde en sık duyduğum sorulardan biri. Kızarıklık aslında tek başına bir hastalık değil; göz yüzeyindeki ince damarların genişlemesiyle ortaya çıkan ortak bir tepki. Altında uykusuz geçmiş bir gece de olabilir, aynı gün değerlendirilmesi gereken bir tablo da. Bu yazıda kuru göz, alerji, enfeksiyon ve kapak kenarı sorunlarını birbirinden nasıl ayırdığımı, tek gözde çıkan ya da geçmeyen kızarıklığın ne anlattığını ve damlaların neyi çözüp neyi gizlediğini anlatacağım.
Gözün beyaz kısmını örten ince ve saydam zara konjonktiva diyoruz. İçinde normal şartlarda çıplak gözle zor seçilen bir damar ağı var. Yüzeyde kuruluk, tahriş, alerji ya da iltihap olduğunda bu damarlar genişler, kan akımı artar ve göz kızarık görünür. Yani kızarıklık çoğu zaman bir uyarı ışığıdır: sorunun kendisini değil, var olduğunu gösterir.
Hastalarıma şunu söylüyorum: kızarıklığın tek başına ayırt edici değeri sınırlı, asıl bilgi ona eşlik edenlerde. Kaşıntı öndeyse alerjiyi, yanma ve batma öndeyse kuru gözü, sabahları kirpikleri yapıştıran çapak varsa enfeksiyonu, kirpik dibinde kabuklanma varsa kapak kenarı iltihabını ilk sıraya alırım. Ağrı, ışıktan rahatsız olma ve görmede azalma ise tabloyu tamamen değiştirir; bunlar yüzeyin ötesinde, gözün iç yapılarını ilgilendiren bir sorunun işareti olabilir.
Gözde kızarıklığın en sık ve en çok gözden kaçan nedeni kuru göz. Gözyaşı filmi yeterli değilse ya da bileşimi bozuksa, göz yüzeyi sürekli mikro düzeyde tahriş olur; vücut bunu damarları genişleterek karşılar. Kızarıklığa gün ilerledikçe artan yanma, batma ve kum kaçmış hissi eşlik eder. Sabah iyi olup akşama kötüleşen kızarıklıkta ilk düşündüğüm neden budur.
Ekran başında geçen uzun saatler, kuru ortamlar, uzun süreli lens kullanımı ve bazı ilaçlar tabloyu ağırlaştırır. Ekrana bakarken göz kırpma sayımızın azalması işin en önemli parçası. Kuru gözün mekanizmasını ve tedavi basamaklarını kuru göz hastalığı sayfasında anlattım. Şaşırtıcı gelebilir ama kuru gözün sık şikâyetlerinden biri sulanmadır.
Polen mevsiminde ilkbahar ve yaz aylarında yoğunlaşan, birkaç hafta süren tablolar mevsimsel; ev tozu akarı, küf ya da hayvan tüyü gibi etkenlerle yıl boyu devam edenler ise kalıcı alerjik konjonktivit grubuna girer. İkisinde de iki göz birlikte etkilenir ve burun akıntısı, hapşırma sıklıkla eşlik eder.
Alerjiyi diğer nedenlerden ayıran en güçlü ipucu kaşıntıdır. Enfeksiyonda göz daha çok yanar ve çapaklanır, alerjide ise hasta kaşımadan duramaz. Akıntı sulu ve berraktır, kapak içinde kabarcıklanma görülebilir, göz kapakları şişer. Ayrıntılı bilgiyi alerjik konjonktivitler sayfasında bulabilirsiniz. Kaşıma isteği ne kadar güçlü olursa olsun gözü ovmamak gerekir; ovmak histamin salınımını artırıp kısır döngü kurar.
Halk arasında göz nezlesi denen tablo genellikle viraldir. Çoğu zaman bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından tek gözde başlar, birkaç gün içinde diğerine geçer. Akıntı sulu, kızarıklık belirgin, kulak önünde hassas bir lenf bezi bulunabilir. Bulaşıcılığı yüksektir: havlu, yastık, göz makyajı paylaşılmamalı, eller sık yıkanmalıdır. Kendini sınırlayan bir seyri vardır; ancak görme bulanıklaşıyorsa kornea tutulumu açısından muayene gerekir.
Bakteriyel tabloda akıntı sulu değil koyu ve yapışkandır. Hastanın klasik anlatımı şudur: sabah gözlerim yapışık uyandım. Kızarıklık genellikle her iki göze yayılır, çocuklarda daha sıktır. Bu ayrım önemli, çünkü viral tabloda antibiyotikli damlanın faydası yoktur; hangi damlanın gerekli olduğuna muayeneden sonra karar verilir.
Kızarıklığı aylarca süren, sabahları daha belirgin olan, gözlerinde sürekli bir rahatsızlık tarif eden hastalarımda kapak kenarına dikkatle bakarım. Kirpik diplerinde kepeğe benzer kabuklanma, kapak kenarında kızarıklık ve yağ bezlerinin ağzında tıkanma varsa tablo blefarittir. Kapak kenarındaki yağ bezleri düzgün çalışmadığında gözyaşı filminin yağ tabakası bozulur, gözyaşı hızla buharlaşır ve kuru göz tablosu buna eklenir.
Blefaritte tedavinin omurgası ilaç değil, düzenli kapak bakımıdır: ılık kompres, kapak kenarının nazikçe temizlenmesi ve bunun haftalarca sürdürülmesi. Hastalığın seyrini ve bakım basamaklarını blefarit sayfasında anlattım. Arpacık ve şalazyon gibi kapak sorunlarının tekrarlamasının arkasında da çoğu zaman ihmal edilmiş bir blefarit vardır.
Tek gözde, sınırları keskin, kan kırmızısı bir leke şeklinde görülen kızarıklık genellikle konjonktiva altı kanamadır. Yüzeydeki minik bir damarın çatlamasıyla oluşur; öksürük, hapşırma, ıkınma, ağır kaldırma ya da hafif bir sürtünme yeterlidir. Ağrı yapmaz, görmeyi etkilemez ve iki üç hafta içinde morarma gibi renk değiştirerek kendiliğinden kaybolur. Görüntüsü ürkütücü olduğu için hastalarım telaşla gelir; sık tekrarlıyorsa tansiyon ve kanama eğilimi yönünden değerlendirilmelidir.
Tek gözde kızarıklığa ağrı, ışıktan rahatsız olma ve görme azalması eşlik ediyorsa bu artık basit bir yüzey sorunu değildir. Gözün orta tabakasının iltihabı, kornea iltihabı ve yarası, ani göz içi basınç yükselmesi ve kontakt lense bağlı enfeksiyonlar bu şekilde başlar. Bu tablolarda gecikme kalıcı görme kaybına yol açabilir; aynı gün göz hekimine başvurulmalıdır. Lens kullanan biri tek gözünde ağrı ve kızarıklık hissediyorsa lensini hemen çıkarmalı ve tekrar takmamalıdır.
Haftalarca süren, damlayla geçmeyen kızarıklıklarda göz yüzeyindeki yapısal değişiklikleri araştırırım. Güneş, rüzgâr ve tozla uzun yıllar temas eden gözlerde, iç köşeden korneaya doğru ilerleyen etli bir doku gelişebilir; halk arasında gözde et büyümesi denen bu tabloya pterjiyum diyoruz. Tahriş olduğu dönemlerde göz kızarır, yanar ve batar. Seyrini ve cerrahi gerektiren durumlarını pterjiyum sayfasında bulabilirsiniz. Dış ortamda ultraviyole korumalı gözlük kullanmak tahrişi azaltır.
Aylardır geçmeyen kızarıklık şikâyetiyle gelen hastalarımın bir bölümünde asıl sorun, kızarıklığı gidermek için kullanılan damlanın kendisidir. Damar büzücü içerikli damlalar bırakıldığında damarlar öncekinden daha fazla genişler, kızarıklık geri gelir ve hasta damlayı yeniden kullanır. Uzun süre koruyucu maddeli damla kullanmak da göz yüzeyini kendi başına tahriş eder.
Kuru göz ve hafif tahrişe bağlı kızarıklıklarda koruyucusuz suni gözyaşı damlaları yüzeyi rahatlatır ve gerçekten fayda sağlar. Alerjik dönemlerde soğuk kompres kaşıntıyı ve şişliği azaltır. Ekran molaları ve ortam nemi de destekleyicidir. Bunlar nedeni ortadan kaldırmaz ama şikâyeti hafifletir.
Antibiyotikli, kortizonlu ve antihistaminikli damlalar ayrı bir kategoridir; hangisinin gerekli olduğu muayeneyle belirlenir. Özellikle kortizonlu damlalar hekim takibi olmadan kullanıldığında göz içi basıncını yükseltebilir, mercekte bulanıklık yapabilir ve tanınmamış bir kornea enfeksiyonunu ağırlaştırabilir. Damla kızarıklığı söndürebilir; ama söndürdüğü şey çoğu zaman uyarı ışığıdır, sorunun kendisi değil.
Birkaç gün içinde gerileyen, ağrısız ve görmeyi etkilemeyen kızarıklıklar genellikle basit nedenlere bağlıdır. Aşağıdaki durumlarda ise beklemeden değerlendirme gerekir:
Kimyasal sıçramasında ilk yapılacak şey hekime ulaşmadan önce gözü bol suyla en az on beş dakika yıkamaktır; bu bekleme değil, tedavinin ilk adımıdır. Diğer durumlarda kendi kendine damla denemek yerine göz yüzeyinin ve göz içi yapıların biyomikroskopla değerlendirilmesi doğru yaklaşımdır.
Neden ne ise ona yönelik yaklaşım iyi gelir. Kuru göz ve hafif tahrişte koruyucusuz suni gözyaşı ve ekran molaları, alerjik dönemlerde soğuk kompres ve gözü ovmamak, kapak kenarı sorunlarında ılık kompres ve düzenli kapak temizliği rahatlatır. Kızarıklık bir haftadan uzun sürüyorsa ya da ağrı eşlik ediyorsa muayene gerekir.
Yorgunluk, uykusuzluk ya da hafif tahrişe bağlı kızarıklıklar bir iki gün içinde geriler. Viral konjonktivit bir ile iki hafta sürebilir. Konjonktiva altı kanama iki üç haftada renk değiştirerek kendiliğinden kaybolur. Kuru göz ve blefarit kaynaklı kızarıklıklarda ise düzelme bakımın sürekliliğine bağlıdır.
Tek taraflı kızarıklığın en sık nedeni, sınırları keskin bir leke şeklinde görülen ve kendiliğinden geçen konjonktiva altı kanamadır. Viral konjonktivit de tek gözde başlayabilir. Ancak tek gözdeki kızarıklığa ağrı, ışık hassasiyeti ve görme azalması eşlik ediyorsa aynı gün göz hekimine başvurmak gerekir.
Haftalarca süren kızarıklıkta genellikle kronik kuru göz, blefarit, süregen alerji ya da pterjiyum gibi göz yüzeyindeki yapısal bir değişiklik vardır. Bir başka sık sebep, kızarıklık gidermek için kullanılan damar büzücü damlaların bırakıldığında yaptığı geri tepmedir. Nedeni bulmadan damlayla bastırmak tabloyu uzatır.
Koruyucusuz suni gözyaşı damlaları güvenle kullanılabilir. Antibiyotikli, kortizonlu ve antihistaminikli damlalar ise hangi nedenin olduğu belirlendikten sonra hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Özellikle kortizonlu damlalar kontrolsüz kullanıldığında göz içi basıncını yükseltebilir ve fark edilmemiş bir kornea enfeksiyonunu ağırlaştırabilir.
Kapak kenarındaki kızarıklık ve kirpik dibindeki kabuklanma en sık blefarite bağlıdır. Arpacık ve şalazyon gibi kapak bezlerinin sorunları, temas alerjileri ve göz çevresi kozmetiklerine bağlı tahriş de kapak kızarıklığı yapar. Kapak ve çevresinde yayılan şişlik, ateş ve göz hareketlerinde kısıtlılık varsa bu acil değerlendirme gerektirir.
Gözün beyaz kısmındaki kızarıklık, konjonktivadaki damarların genişlemesidir; kuruluk, alerji, enfeksiyon ve tahriş bunu yapar. Kızarıklığın renkli tabakanın hemen çevresinde yoğunlaştığı, ağrı ve ışık hassasiyetiyle birlikte görüldüğü tablolar ise gözün iç yapılarının iltihabına işaret edebilir ve gecikmeden muayene gerektirir.