Bebeklerde göz çapaklanması, polikliniğe getirilen küçük hastaların en sık şikâyeti. Anne babaların çoğu enfeksiyon olduğunu düşünerek geliyor; oysa süt çocuklarında tablonun arkasında çoğu zaman gözyaşı kanalının henüz açılmamış olması var. Bu yazıda çapağın normalini anormalinden nasıl ayırdığımı, yenidoğanda gözyaşı kanalı tıkanıklığının neden bu kadar sık olduğunu, enfeksiyonla alerjinin ayrımını, bir yaş sonrasında ve yetişkinlerde çapaklanmanın nedenlerini, evde göz temizliğinin doğrusunu ve hangi durumda beklemeden hekime başvurmak gerektiğini anlatacağım.
Gözyaşı sadece sudan ibaret değil; içinde yağ, müsin ve hücre artıkları da var. Gece göz kırpma durduğunda bu karışım iç köşede birikir ve sabah küçük, açık renkli, kolay silinen bir birikinti bırakır. Bu normaldir. Hastalık çapağı ise gün boyu devam eder, miktarı fazladır, kirpikleri birbirine yapıştırır ve genellikle kızarıklık, kapak şişliği ya da huzursuzlukla birlikte görülür.
Sulu ve berrak akıntı daha çok viral tabloları ve alerjiyi düşündürür. Sarı yeşil, koyu ve yapışkan akıntı bakteriyel enfeksiyon lehinedir. Süt çocuğunda sabahları biriken, gün içinde azalan, gözün beyazı sakin görünürken devam eden akıntı ise klasik olarak gözyaşı kanalı tıkanıklığını akla getirir. Renk tek başına tanı koydurmaz ama muayenede yönümü belirler.
Gözyaşı, göz yüzeyinden iç köşedeki iki minik delikten girip kanalcıklar ve gözyaşı kesesi üzerinden burun boşluğuna akar. Bu kanalın burna açıldığı yerdeki ince zar bebeklerin bir bölümünde doğumda henüz açılmamıştır. Akış yavaşlayınca gözyaşı gölleşir, keseye biriken salgı gün içinde göze geri sızar ve çapaklanma olur. Tipik tabloda göz sürekli sulu durur, iç köşeye bastırıldığında akıntı gelir, gözün beyazı ise kızarık değildir. Ayrıntılı anlatımı çocuklarda gözyaşı kanalı tıkanıklıkları sayfasında bulabilirsiniz.
Bu bebeklerin büyük çoğunluğunda kanal ilk bir yaş içinde kendiliğinden açılır. O döneme kadar önerdiğim şey düzenli kese masajıdır: eller yıkandıktan sonra temiz parmak ucuyla gözün iç köşesine, burun kökünün hemen yanına gelen bölgeye yukarıdan aşağıya doğru nazik ve kısa basılar uygulanır. Günde birkaç kez, her seferinde birkaç tekrar yeterlidir. Amaç kanalın içindeki basıncı artırıp tıkalı zarı açmaktır. Tekniği ilk kez hekimden öğrenmek, yanlış bölgeye bası uygulamamak açısından önemlidir.
Masaja rağmen bir yaşa doğru sulanma ve çapaklanma sürüyorsa, kanalın ince bir sonda ile açılması gündeme gelir. Zamanlama çocuğun yaşına, şikâyetin şiddetine ve tekrarlayan enfeksiyon olup olmadığına göre belirlenir. İşlemin nasıl yapıldığını ve sonrasında nelere dikkat edildiğini çocuk gözyaşı kanalı tıkanıklıkları sayfasında anlattım. Gözyaşı kesesinde iltihap gelişir, iç köşede kızarık ve şiş bir kabarıklık oluşursa bu bekleyecek bir durum değildir.
Enfeksiyonda gözün beyazı belirgin biçimde kızarır, akıntı koyulaşır, kirpikler sabah yapışık kalır. Kreş ve okul çağında bulaşıcı konjonktivit hızla yayılır; kardeşlerde birkaç gün arayla aynı tablo başlar. Kapak kenarında da kızarıklık, şişlik ya da küçük bir kabarıklık varsa kapak bezlerinin enfeksiyonlarını düşünürüm; bu grubu çocuklarda göz kapağı enfeksiyonları sayfasında topladım.
Alerjide öne çıkan şikâyet kaşıntıdır. Çocuk gözünü sürekli ovar, akıntı sulu ve berraktır, iki göz birlikte etkilenir, burun tıkanıklığı ve hapşırık sıklıkla eşlik eder. Mevsimsel bir düzen varsa, örneğin her ilkbaharda tekrarlıyorsa alerji olasılığı güçlenir. Alerjide gerçek anlamda çapak değil, ovmaya bağlı sulanma ve iç köşede toplanan ince bir akıntı görülür.
Bir yaşındaki bebeklerde ve üç yaş civarındaki çocuklarda çapaklanmanın nedenleri farklılaşmaya başlar. Kanal tıkanıklıklarının çoğu bu yaşa gelindiğinde çözülmüştür; öne geçen neden toplu yaşam ortamlarında kapılan viral ve bakteriyel konjonktivitlerdir. Küçük çocuklar ellerini gözlerine sık götürdüğü için bulaş kolaydır. Havlu, yastık kılıfı ve oyuncakların ayrılması, ellerin sık yıkanması yayılmayı belirgin biçimde azaltır.
Bu yaş grubunda gözden kaçan iki durum daha var. Birincisi, göze kaçmış bir kirpik, kum tanesi ya da kirpiklerin içe dönmesi gibi mekanik nedenler; tek gözde inatçı sulanma ve çapaklanma yapar. İkincisi, kapak kenarının kronik iltihabıdır: kirpik diplerinde kepeklenme, tekrarlayan arpacık ve sabahları belirgin çapak varsa blefarit tablosunu araştırırım. Çocukta tekrarlayan çapaklanmanın arkasında sıklıkla ihmal edilmiş bir kapak kenarı sorunu bulunur.
Erişkinde çapaklanma çocuktakinden farklı bir dağılım gösterir. En sık nedenler kapak kenarı iltihabı, kuru göz, alerjik konjonktivit ve viral ya da bakteriyel enfeksiyonlardır. Kuru gözde göz yüzeyi tahriş olunca salgı bileşimi bozulur; hasta hem yanma hem de köşelerde biriken yapışkan bir akıntı tarif eder. Lens kullananlarda solüsyon hijyeni ve kullanım süresine uyulmaması çapaklanmanın sık sebebidir.
Erişkinde tek taraflı, uzun süren çapaklanmada gözyaşı yollarını mutlaka değerlendiririm. Yetişkinde de kanal darlığı ve gözyaşı kesesi iltihabı görülür; iç köşedeki şişlik ve bastırınca gelen akıntı bu tablonun tipik bulgusudur. Göz makyajının tam temizlenmemesi ve kirpik dibi kozmetik uygulamaları da kapak bezlerini tıkayarak çapaklanmaya yol açar.
Temizlik basit ama kuralları var. Uyguladığım sıra şöyle:
Bebeklerde temizliği besleme öncesine denk getirmek işi kolaylaştırır. Gözyaşı kanalı tıkanıklığı olan bebeklerde temizlikle birlikte kese masajının düzenli sürdürülmesi, tek başına silmekten daha etkilidir.
Muayenehanemde en sık düzeltmek zorunda kaldığım uygulamalar şunlar: anne sütü damlatmak, papatya suyu, çay ya da tuzlu su gibi ev karışımları kullanmak, kolonyalı mendille göz çevresini silmek, gözü ovalayarak temizlemeye çalışmak. Bunların hiçbiri steril değildir ve mevcut tabloyu ağırlaştırabilir. Bir başka yaygın hata, evde kalan ya da başka bir çocuk için verilmiş damlanın kullanılmasıdır. Antibiyotikli damlalar viral tabloda işe yaramaz, kortizon içerenler ise yanlış tanıda kornea enfeksiyonunu ağırlaştırabilir. Kapaktaki bir kabarıklığı sıkmak, iltihabı derin dokulara yaymak anlamına gelir.
Sabah biriken, gün içinde azalan, gözün beyazı sakin olan hafif çapaklanmalarda bir iki gün gözlem yapılabilir. Aşağıdaki durumlarda ise beklenmemelidir:
Bu maddelerin ilk ikisi özellikle önemli. Yenidoğanın ilk günlerinde başlayan yoğun akıntı ve kapak şişliği acil değerlendirme gerektirir. Kapak çevresinden yüze yayılan şişlik ve ateş ise göz çukuru enfeksiyonunun işareti olabilir; bu tablo hastane şartlarında tedavi edilir. Geri kalan durumlarda çocuk göz hekimi muayenesi, çapaklanmanın kanaldan mı, kapaktan mı, yoksa göz yüzeyinden mi kaynaklandığını ayırır ve tedavi buna göre planlanır.
Süt çocuklarında en sık neden gözyaşı kanalının doğumda henüz açılmamış olmasıdır. Bir yaş sonrasında ve erişkinde ise viral ve bakteriyel konjonktivitler, alerji, kapak kenarı iltihabı ve kuru göz öne geçer. Göze kaçan yabancı cisim ya da içe dönmüş bir kirpik de tek gözde inatçı çapaklanma yapabilir.
Gözyaşı kanalı tıkanıklığı olan bebeklerin büyük çoğunluğunda kanal ilk bir yaş içinde kendiliğinden açılır ve şikâyet biter. Bu süre içinde düzenli kese masajı ve doğru göz temizliği yeterli olur. Bir yaşa yaklaşıldığı halde sulanma ve çapaklanma sürüyorsa kanalın sonda ile açılması gündeme gelir.
Eller yıkandıktan sonra steril serum fizyolojik ya da kaynatılıp soğutulmuş suyla ıslatılmış temiz bir gazlı bez kullanılır. Göz iç köşeden dış köşeye doğru tek yönde bir kez silinir, her silmede yeni bez alınır ve iki göz için ayrı malzeme kullanılır. Sert kabuklar kazınmaz, ılık nemli bezle yumuşatılır.
Hayır. Anne sütü steril değildir ve göz yüzeyi için uygun bir sıvı değildir; mevcut tabloyu ağırlaştırabilir. Aynı şey papatya suyu, çay, tuzlu su karışımları ve kolonyalı mendil için de geçerlidir. Göz temizliğinde steril serum fizyolojik ya da kaynatılıp soğutulmuş su kullanılmalıdır.
Enfeksiyona bağlı olanlar bulaşıcıdır, özellikle viral konjonktivit kreş ve okul ortamında hızla yayılır. Gözyaşı kanalı tıkanıklığına ve alerjiye bağlı çapaklanma ise bulaşmaz. Enfeksiyon düşünülen dönemde havlu, yastık kılıfı ve oyuncaklar ayrılmalı, eller sık yıkanmalıdır.
Doğru yapılan göz temizliği, kanal tıkanıklığında düzenli kese masajı ve kapak kenarı sorunlarında ılık kompresle kapak bakımı en çok işe yarayan basamaklardır. Damla kullanımına muayeneden sonra karar verilir; evde kalan ya da başkası için verilmiş damlalar kullanılmamalıdır.
Doğumdan sonraki ilk günlerde başlayan bol ve koyu akıntı, belirgin kapak şişliğiyle birlikteyse acil değerlendirme gerektirir. Aynı şekilde gözün iç köşesinde kızarık ve ağrılı bir kabarıklık ya da kapak çevresinden yayılan şişlik ve ateş varsa beklenmemelidir.