Kasım geldiğinde muayenehanemde aynı cümleyi daha sık duymaya başlıyorum: "Gözlerim kuru, yanıyor, ama bir de sürekli sulanıyor." Kış, gözyaşı tabakası için zor bir mevsimdir. Dışarıda soğuk ve rüzgâr, içeride kalorifer ve kapalı hava gözyaşını hızlı buharlaştırır. Bu yazıda kışın göz kuruluğunun neden arttığını, belirtilerini, sulanmanın neden kuruluğun işareti olabildiğini, ekran, lens ve uykunun etkisini, günlük bakımda neyin işe yaradığını, suni gözyaşının ne zaman yettiğini ve hangi belirtilerin hastalık işareti olabileceğini anlatacağım.
Gözün yüzeyi, gözyaşı tabakası denen ince bir sıvıyla kaplıdır. Bu tabakanın dış kısmı yağlıdır ve altındaki suyun buharlaşmasını önler. Soğuk, kuru hava bu dengeyi bozar. Kapalı mekânlarda kalorifer, soba ve klima havanın nemini düşürür; gözyaşı daha çabuk buharlaşır. Rüzgâr ve soğukta göz yüzeyi sürekli hava akımına maruz kalır.
Kışın gözyaşını bozan etkenlerin biri de kapalı pencereler ve uzun iç mekân saatleridir. Hava akışı azalır, ortam tozlanır, ekran başında geçirilen süre uzar. Bütün bunlar aynı anda gözyaşı tabakasına yüklenir.
Kuru gözde şikâyetler çoğunlukla şunlardır:
Bulanıklık çoğu kez göz kırpınca düzelir. Bu ayrıntı, kuru gözün bulanıklığını başka nedenlerden ayırmama yardımcı olan ipuçlarından biri.
Birçok hasta "Gözüm kuru olsa sulanmazdı" diyor. Oysa tam tersi sık görülür. Yüzey kuruyunca göz bunu tahriş olarak algılar ve refleks olarak bol gözyaşı üretir. Bu gözyaşı niteliksizdir; yağ ve su dengesi bozuk olduğu için gözün yüzeyinde kalmaz, yanaktan akar. Sonuçta kişi hem kuruluktan hem sulanmadan şikâyet eder.
Soğukta ve rüzgârda sulanma da artar. Ama gün boyu devam eden, yanma ve batmayla gelen sulanma çoğunlukla yüzey sorununa işaret eder. Sulanmanın başka nedenleri, örneğin gözyaşı yolu tıkanıklığı, ayrı bir değerlendirme gerektirir. Kuru göz hastalığını daha ayrıntılı okumak isterseniz kuru göz hastalığı sayfasına bakabilirsiniz.
Ekrana bakarken göz kırpma sayısı azalır ve gözyaşı yüzeyde dağılmaz. Kış aylarında iç mekânda geçen süre arttığı için ekran etkisi de büyür. Kontakt lens kullananlarda lensin yüzeyi de kurur, gün sonunda göz yorgunluğu ve kızarıklık belirginleşir. Yetersiz uyku göz yüzeyinin yenilenmesini bozar; uykusuz geçen gecelerden sonra kuruluk şikâyetinin arttığını çok sayıda hasta anlatıyor.
Gece açık kalan kalorifer ya da klima altında uyumak da göz kapaklarının tam kapanmadığı kişilerde kuruluğu artırabilir. Bu gibi durumlarda sorunun kapak yapısından kaynaklanıp kaynaklanmadığı da muayenede değerlendirilir.
Hafif ve orta düzeydeki kış kuruluğunda küçük düzenlemeler çoğu zaman fark yaratır:
Kapak kenarı sorunları kuruluğu sürdürebilir. Kapakta kabuklanma ve yanma varsa blefarit ayrıca değerlendirilmelidir.
Kışın kuruluğun ilk basamağı koruyucusuz suni gözyaşı damlalarıdır. Gözyaşı tabakasını destekler, yüzeyi nemlendirir ve rahatlama sağlar. Ne sıklıkla, hangi yapıda kullanılacağı kişiden kişiye değişir; bu konuyu suni gözyaşı damlaları yazısında ayrıntılı anlattım. Günde çok sık damla gerekiyorsa ya da damla yalnızca kısa süreli rahatlık veriyorsa kuruluğun altında kapak bezi sorunu, alerji ya da başka bir yüzey hastalığı olabilir ve muayene gerekir.
Kızarıklık gidermek için satılan damarları daraltan damlalar kuruluğu tedavi etmez; kullanım bırakıldığında kızarıklık geri tepebilir. Herhangi bir ilaçlı damlanın, özellikle kortizonlu olanların hekim kontrolü olmadan kullanılması doğru değildir.
Kuruluk her zaman mevsimsel olmaz. Bazı belirtiler daha derindeki bir sorunu düşündürür:
Göz yüzeyindeki sürekli kuruluk, uzun vadede kornea yüzeyinde çizik ve yara oluşturabilir. Bu nedenle haftalarca süren şikâyeti geçiştirmemek gerekir.
Kısa süren, ağrısız ve görmeyi etkilemeyen kuruluk çoğunlukla evde düzenlenebilir. Şu durumlarda muayene gerekir:
Ani görme kaybı, şiddetli göz ağrısı ya da gözde kimyasal sıçraması durumunda beklemeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
Soğuk ve rüzgârlı hava ile kalorifer, soba ve klimanın nemi düşürmesi gözyaşının hızla buharlaşmasına yol açar. Kapalı ortam, ekran süresinin artması ve yetersiz uyku da gözyaşı tabakasını bozar.
Yanma, batma, göze kum kaçmış hissi, kızarıklık, ışık hassasiyeti, sabah çapaklanması ve göz kırpınca düzelen bulanık görme sık görülür. Sulanma da kuruluğun bir belirtisi olabilir.
Yüzey kuruyunca göz bunu tahriş sayar ve refleks olarak bol gözyaşı üretir. Bu gözyaşı niteliksiz olduğu için yüzeyde tutunmaz, yanağa akar. Kişi hem kuruluktan hem sulanmadan yakınır.
Ortam nemini korumak, ekran molaları, tam göz kırpma, akşam ılık kompres ve koruyucusuz suni gözyaşı en sık işe yarayan adımlardır. Şikâyet iki haftadan uzun sürerse muayene gerekir.
Kuru göz yorgunluk ve göz çevresinde ağrı yapabilir, bu da baş ağrısı gibi hissedilebilir. Baş ağrısı yeni, şiddetli ya da görme değişikliğiyle birlikteyse başka nedenler de araştırılmalıdır.
Mevsimsel ve hafif kuruluk, ortam ve alışkanlıklar düzenlenince çoğu kez geriler. Kronik kuru gözde şikâyet uzun süre devam edebilir ve düzenli bakım gerektirir. Seyir kişiye göre değişir.
Evet, klima ve kalorifer havanın nemini düşürerek gözyaşının buharlaşmasını artırır. Hava akımının doğrudan yüze gelmemesi, odada nemin korunması ve düzenli göz kırpma kuruluğu azaltmaya yardımcı olur.